Yüzümü azıcık güneşe dönmeden, kendimi denizin geniş kollarına bir kez olsun bırakmadan, suratsız Kasım'a, mendebur Aralık'a dayanacak gücüm yoktu.

Melisa Kesmez'in Küçük Yuvarlak Taşlar kitabı, iç içe geçen farklı hayatların kayıp ve yeniden başlama anlarına odaklanır. Başlayıp biten aşklar, terk edişler ve mutsuzluklar; annelik hâlleri, yalnızlıklar ve çaresizliklerle yan yana gelir. Yarım kalmış hesaplar ile pişmanlıklar, karakterlerin geçmişle bağını belirler. Denize dönüşler ve yeniden ayağa kalkışlar ise kırılmanın ardından başka bir hayat kurma ihtimalini canlı tutar.
Doğa bu anlatılarda dekor olarak kalmaz. Kırmızı toprak, dikenler, kuşlar, böcekler, taşlar ve güneş, insan yaşamıyla aynı düzlemde var olur. Uçan, koşan, sürünen ya da yalnızca duran canlıların eşitliği, kişilerin dünyaya bakışını genişletir. Çocukluktan kalan tatlı hisler, yüzleşmeler ve umutlar da doğal çevrenin ritmi içinde belirir. Deniz, doğum ve ölüm gibi dönüşüm imgeleri öykülerin ortak duygusal alanını kurar.
Kesmez insan ilişkilerinin küçük ayrıntılarını dikkatle izler ve farklı yaşamları birbirine değen parçalar hâlinde işler. Büyük olaylardan çok gündelik jestler, suskunluklar ve geri dönüşler önem kazanır. Sonuçta kaybetmenin yarattığı boşluk ile yeni bir başlangıcın taşıdığı kırılgan umut aynı anlatı bütününde buluşur.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi
Yüzümü azıcık güneşe dönmeden, kendimi denizin geniş kollarına bir kez olsun bırakmadan, suratsız Kasım'a, mendebur Aralık'a dayanacak gücüm yoktu.
“Ya sen? Sen baba olmak istiyor musun? Bunu bu yaşıma kadar hiç etraflıca düşünmediğimi fark ediyorum. Elimin içinde küçük bir el hayal ediyorum. Küçük ayaklar. Dişsiz bir gülümseme. Hayatı benimle birlikte yaşayacak…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş