
Kitlenin ruhunda daima hüküm süren şey, özgürlük değil kölelik ihtiyacıdır. Kitleler itaat etmeye öyle susamışlardır ki, kendisini onların efendisi ilan eden şu veya bu kimseye içgüdüsel olarak boyun eğeceklerdir.

Sigmund Freud, Kitle Psikolojisi'nde bireyin bir kabile, ulus, sınıf, kurum ya da belirli bir amaçla toplanmış insan grubunun parçası olduğunda nasıl değiştiğini inceler. Kitle içinde bilinçli kişiliğin etkisi azalır; duygular bireysel olmaktan çıkarak kolektif bir yön kazanır. Akıl yürütme ve bağımsız değerlendirme geri çekilirken kişi grubun ölçülerine uyum sağlamaya başlar. Freud bu dönüşümü geçici fakat güçlü bir psikolojik varlığın ortaya çıkışı olarak düşünür ve bir organizmayı oluşturan hücreler benzetmesiyle açıklar.
Çalışma kitle ruhunun tanımından telkinin bireyi gruba bağlama biçimine uzanır. Kilise ve ordu, üyelerini kalıcı bağlarla bir arada tutan iki yapay kitle örneği olarak ele alınır. Özdeşleşme, kişisel davranışın ortak inanç ve beklentilere göre yeniden kurulmasında belirleyici olur. Grubun kabul ettiği değerlere karşı çıkıldığında dışlanma ve şiddet ihtimali belirginleşir. Kitle Psikolojisi, topluluk içinde bireysel iradenin nasıl zayıfladığını açıklarken aidiyetin duygusal gücünü de araştırır; kolektif davranışı yalnız kalabalık olgusuyla değil, telkin, bağlanma ve özdeşleşme süreçleriyle çözümleyen temel bir sosyal psikoloji çalışmasıdır.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Kitlenin ruhunda daima hüküm süren şey, özgürlük değil kölelik ihtiyacıdır. Kitleler itaat etmeye öyle susamışlardır ki, kendisini onların efendisi ilan eden şu veya bu kimseye içgüdüsel olarak boyun eğeceklerdir.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş