
bir kavanozun icinde büyütülmüş gibisiydim ve cıkmayı başaramadım o kavanozdan..

Eylül, kışın en soğuk günlerinden birinde Abant Gölü yakınındaki Kar Küresi Psikolojik Destek Merkezi'ne gelir. Burada bulunma nedeninin yardım almak olduğunu düşünürken karşılaşacağı deneyimlerin onu beklediğinden farklı bir sona sürükleyeceğini henüz bilmez. Beyza Alkoç, Kar Küresi'nde ormanın içindeki bu kapalı merkezi Eylül'ün ruhsal kırılganlığının ve değişim ihtimalinin sahnesine dönüştürür.
Merih'le tanışması, Eylül'ün kendisinde göremediği yanları başka bir insanda fark etmesini sağlar. İki genç, birbirlerinin acısına yaklaşırken birlikte dibe batma ve ışıksız kalma tehlikesiyle de yüzleşir. Kar küresi imgesi, dışarıdan güzel ve düzenli görünen bir dünyanın sarsıldığında nasıl altüst olabileceğini anlatır. Eylül ile Merih, bu kapalı alanın içinde hem yakınlık kurar hem de kendi bilinmezlikleriyle karşılaşır.
Kış atmosferi, psikolojik destek merkezi ve yaklaşan duygusal fırtına romantik anlatıya tekinsiz bir ton verir. Alkoç, iyileşmeyi kolay bir mutluluk vaadi olarak sunmaz; iki karakterin birbirini bulmasının sorunlarını kendiliğinden çözmeyeceğini hissettirir. Okurun ilgisi, Eylül'ün merkeze neden getirildiği ve Merih'le kurduğu bağın onları aydınlığa mı yoksa daha derine mi taşıyacağı sorularında toplanır.
Bookspace topluluğundan 8 gönderi

bir kavanozun icinde büyütülmüş gibisiydim ve cıkmayı başaramadım o kavanozdan..

"Merih..." "Efendim Eylül?" "Bana bir masla anlatsana. Senin sesin ile uyumak istiyorum." "Masal mı?" "Evet... Masal." "Ben masla bilmem ki..." "Sen rastgele birr şeyler anlat, bana masal gibi gelir zaten..."

Kendin olmak cehennem gibi,... ... Ama insan çok üşüdüğünde cehennemi bile düşleyebiliyor...

Merih, ismini 'Kırmızı gezegen' olarak bilinen, alev alev yanan Merşh'ten alıyordu. Ben ise ona göre kar tanesiydim, Yanında erimeye mahkûm gibiydim...

"Kim olduğumu bulmak zorundayım." Çünkü hayat kim olduğunu bilmeye doğru giden bir yolculukmuş, daha fazlası değil...

"Çocukken karanlıktan korkardım." "Sonra ne oldu? korkunu nasıl yendin?" "Sonra büyüdüm ve ben de karanlık oldum, korktuğum ne varsa ona dönüştüm.."

İnsanın en büyük karanlığı kendi içindeki ışıklar söndüğünde çıkıyordu ortaya

Ne güzel parlıyor dediğin o yıldız çoktan sönmüş olabilir.
“Kapatın gözlerinizi, kapatın ışıklarınızı, bir kere de karanlıkta görelim gerçekleri... Bir kerede yok oluşa gidelim, var oluşa değil...”
“İnsanız. İçimizde iyilik de var, kötülük de. Hangimiz bembeyaz ya da simsiyah?”
“Bizler birer küçük noktasıyız evrenin. Nasıl ki noktalar bir cümleyi bitirip yenisini başlatmak için varlar, biz de bir şeyleri bitirip yenilerini başlatmak için varız bu dünyada. Her birimiz birer noktayız bu dünyada.…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş