
Aşkta sadece davranışlar önem taşır, kelimelerin hiçbir kıymeti yoktur...

Jean-Christophe Grangé’nin Kaiken romanı, cinayet masasında görev yapan Olivier Passan’ı yakalanması güç bir seri katilin peşine düşürür. “Accoucheur” adıyla anılan suçlu, doğuma yaklaşan kadınları ve bebeklerini hedef alan dehşet verici cinayetler işlemektedir. Passan’ın soruşturması ilerledikçe mesleki takıntısı, ailesini ve kendisini koruma ihtiyacıyla çatışmaya başlar. Dosyanın kişisel hayatına yaklaşması, polis ile hedefi arasındaki güvenli mesafeyi ortadan kaldırır.
Aynı sırada Passan’ın evliliği çözülmektedir. Japon eşi Naoko boşanmak ister; polis, aralarındaki bağın neden koptuğunu anlamaya çalışırken soruşturmadaki karanlıkla özel hayatındaki kırılmanın beklenmedik biçimde birbirine benzediğini görür. Katilin hikâyesi, Passan’ın bastırdığı korkuların ve aile içindeki yabancılaşmanın ürkütücü bir yansımasına dönüşür. Cinayetlerin çözümü kadar aileyi bir arada tutan bağların niteliği de sorgulanır.
Bulmacanın anahtarı Passan’ı Tokyo’ya ve Naoko’nun kültürel geçmişine götürür. Japonya, romanda egzotik bir dekor olmaktan çok geçmişin keskin biçimde geri döndüğü, kimlik ve aidiyet sorularını büyüten merkezî bir yer tutar. Kaiken, seri katil soruşturmasının temposunu psikolojik yoğunlukla birleştirir; bir polisin suçluyu yakalama mücadelesini aynı anda eşini, ailesini ve kendi karanlık yanlarını anlama çabasına dönüştürür. Şiddetin ayrıntılarından çok onun insanlar üzerinde bıraktığı korkuya ve ilişkileri nasıl dönüştürdüğüne odaklanan sert bir gerilim sunar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Aşkta sadece davranışlar önem taşır, kelimelerin hiçbir kıymeti yoktur...
“En fazla sevdiğim yanınız ruhunuz. -Yanılıyorsunuz. Benim ruhum karanlıktır!”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş