
Søren Kierkegaard'ın Kahkaha Benden Yana kitabı, Roger Poole ile Henrik Stangerup'un filozofun yapıtlarından düzenlediği kurmaca akışlı bir seçkidir. Parçalar sıradan bir alıntılar toplamı gibi sıralanmaz; Kierkegaard'ın ironik, nükteli ve gözlemci sesini öne çıkaran yeni bir metin örgüsü kurar. Bu düzenleme, ağır ve tek boyutlu filozof imgesinin karşısına gündelik hayatla uğraşan canlı bir yazar çıkarır.
Seçki, genç Kierkegaard'ın Kopenhag çevresinden Regine Olsen'le ilişkisine, kadınlar üzerine tartışmalı pasajlardan kaygı, inanç ve sessizlik meselelerine uzanır. Son bölümlerde siyaset, bilim, kitle ve çağdaşlık eleştirileri belirginleşir. Farklı yapıt ve takma adlardan gelen sesler, tek bir öğretinin kanıtları olarak düzleştirilmez; çelişkileri ve sahne etkileri korunarak yan yana getirilir. Bölümler biyografik çizgiye bütünüyle bağlanmadan düşünsel bir dramatizasyon üretir.
Bu biçimin değeri, Kierkegaard düşüncesini yalnızca kavramların açıklamasına indirgemeden onun yazarlık hareketini göstermesidir. Mizah ile ciddiyet, baştan çıkarma ile etik sorumluluk, birey ile kalabalık arasındaki gerilimler metnin ritminde karşılaşır. Kahkaha, felsefeyi hafifleten bir süs olmaktan çıkar ve kişinin kendi maskeleriyle yüzleşmesini sağlayan eleştirel bir yöntem haline gelir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Sıkılmanın yarattığı etki bütünüyle sihirli bir şeydir, ne var ki çekiciliğin değil, iticiliğin getirdiği bir etki.”
“İnsan hiçbir zaman cesaretini yitirmemelidir; talihsizlikler en korkunç şekilde üstüne üşüşse bile, gökte ona uzanan bir yardım eli belirir.” Böyle buyurdu Peder Jesper Morten geçen vaazında.”
“Ya/Ya da’nınilk yarısı dünyanın “estetik” açıdan ele alınışıdır, denemelerin en marifetlilerinden bir tanesi aynı zamanda en sapkını. Absürdlük, sıkıntı, hayattan bıkkınlık; hemen hepsinin üstesinden keyfi bir zekâ…”
“Sören’in babası sapkın bir düşünürdü. Zengin bir adam olduğu 1813’teki (Sören’in doğduğu yıl) borsanın çöküşünden itibaren fundalıktaki çocuksu küfürleri için Tanrının kötü bir intikam planladığına olan inancını hiç…”
“Sören Aabye Kierkegaard 1813’te Jutland fundalıklarından zengin bir çorapçının yedinci ve son çocuğu olarak dünyaya geldi. Fakat Michael Pedersen Kierkegaard, oldum olası zengin bir adam değildi. Çocukken acınacak…”
“Kadınlar” Kierkegaard için neydi? Bütün yazılarında annesinden hiç söz etmemiş olmasından çok şey çıkarsanabilir. Annesi asıl mevcudiyet olmalıydı, temel eksiklik, köken. Fakat yazıda bir yokluk olarak, hiçbir zaman…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş