Kadınlar Ülkesi, yalnız kadınlardan oluşan ve işbirliği üzerine kurulmuş bir toplumu tasvir ederek ataerkil düzenin alışılmış kabullerini tersine çevirir. Bu ülkede rekabet, savaş, yoksulluk, cinsiyet ayrımcılığı ve cinsiyete dayalı iş bölümü bilinmeyen deneyimlerdir. Farklılığın yarattığı şaşkınlık, okurun kendi toplumunda doğal saydığı kurumlara ve davranışlara yeniden bakmasını sağlar.
Charlotte Perkins Gilman ütopya geleneğini hem eleştiri hem özlem taşıyan politik bir biçim olarak kullanır. Erkek merkezli klasik ütopyalarda görünmez kalan kadınlar burada toplumsal düzenin kurucularıdır. Anlatının mizahı, kadınlara atfedilen kalıplarla bu ülkenin gerçekliği arasındaki uyuşmazlıktan doğar. Böylece aile, çalışma hayatı, eğitim ve toplumsal değerler hakkındaki varsayımlar doğrudan tartışmaya açılır.
Eserin dönemsel önemi, feminist düşünceyi ütopya biçiminin merkezine yerleştirmesinde belirginleşir. Ancak metin yalnız ideal bir yer betimlemekle yetinmez; sınıflı ve erkek egemen toplumun kadınları tanımlama biçimini de eleştirir. Kadınlar Ülkesi, okuru kusursuz bir model kabul etmeye çağırmaktan çok, mevcut düzenin hangi eşitsizlikleri kaçınılmazmış gibi sunduğunu fark etmeye yöneltir. Canlı ve düşünsel yapısı, toplumsal cinsiyet tartışmasını soyut bir tezden hayal edilebilir başka bir yaşama taşır.