
"bencillik bazen aşk ve özveri maskesi takar" derdi.

André Gide’in Kadınlar Okulu romanı, genç bir kadının nişanlısına duyduğu saf hayranlığın evlilik içinde nasıl köklü bir değişime uğradığını ele alır. İlişkinin başında sevdiği erkeği ideal bir eş ve güvenilir bir hayat arkadaşı olarak gören kadın, evlilikten sonra onun davranışlarıyla kurduğu görüntü arasındaki farkları fark etmeye başlar. Hayranlığın dayandığı portre çatladıkça yakınlık da yerini kuşkuya bırakır.
Merkezdeki kırılma, kocanın ikiyüzlülüğünün açığa çıkmasıdır. Genç kadın yalnız eşine dair yanıldığını anlamaz; kendi beklentilerini, evlilik öncesi kabullerini ve bir başkasını tanıdığına dair güvenini de yeniden değerlendirir. Sevginin nefrete dönüşmesi ani bir duygu değişiminden çok, gerçeğin parça parça ortaya çıkmasının sonucudur.
İdealizasyon ile deneyim arasındaki mesafeyi inceleyen Kadınlar Okulu, bunu özel bir evlilik hikâyesi üzerinden yapar. Gide, bir insanın sevdiği kişiye yüklediği anlamın, o kişinin gerçek davranışlarıyla sınandığında nasıl tersine dönebileceğini gösterir. Romanın gerilimi dışarıdaki büyük olaylardan değil, aynı evin içinde büyüyen ahlaki yabancılaşmadan doğar. Kadının değişen bakışı, evliliğin duygu kadar hakikat ve özsaygı üzerine de kurulması gerektiği sorusunu gündeme getirir.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

"bencillik bazen aşk ve özveri maskesi takar" derdi.

"Ama benim mutluluğuma sahip olmayan bunca kadının hayata katılma hakkından yoksun bırakılmaları; sahip oldukları bütün yetenek ve sevgilerini bir adama adamak zorunda kalmaları; işte bu beni çileden çıkarıyor."
“Akan su güzeldir, ama kötü bir aynadır, oysa durgun su güzel değildir, ama iyi bir aynadır.”
“İnsan olup da üzülmemek mümkün mü? (monte kristo kontu)”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş