Bosnalı genç Suada'nın hayatı, aynı konservatuvarda tanıdığı iki erkeğin aşk ilanıyla değişir. Gençlerden biri Müslüman Boşnak, diğeri Hristiyan Sırp'tır; aynı dili konuşup aynı köklerden gelseler de dinleri farklıdır. İki genç Suada'ya âşık olur, fakat onun kalbinde yalnız birine yer vardır. Reddedilen kişi, bu cevabı savaş başlamadan önce alır.
Takvim 6 Nisan 1992'yi gösterdiğinde Bosna'da patlayan bomba kişisel ilişkileri şiddetin içine savurur. Suada, savaşın yıktığı düzen içinde daha önce reddettiği gencin eline esir düşer. Aşk üçgeni bu kırılmayla kıskançlığın ötesine geçer ve etnik, dinî ayrımların ölümcül hale geldiği çatışmanın parçasına dönüşür. Suada'nın yaşadıkları, dünyanın seyirci kaldığı Bosna Savaşı'nın siviller üzerindeki yüzünü yakın bir insan hikâyesiyle açar.
Sinan Akyüz, İncir Kuşları'nda gerçek yaşamdan esinlenen anlatıyı aşk, inanç, savaş ve şiddet ekseninde kurar. Yakın tarihi kişisel kader üzerinden okumak isteyenler için romanın etkisi, büyük siyasal felaketi Suada'nın seçimleri ve kayıplarıyla somutlaştırmasında yatar. Aşkın koruyucu gücü kadar savaş ortamında nasıl baskı ve esaret aracına dönüşebildiğini de gösterir.