
İnsanın içi hayvansallıkla, balta girmemiş ormanlarla, hayvansal, acımasız bir bencilliğin pek önlenemeyen devcileyin içgüdüsel istekleriyle dolup taşar.

Hermann Hesse'nin İnanç da Sevgi de Aklın Yolunu İzlemez Aforizmalar kitabı, yazarın gençlik döneminden olgunluk yıllarına uzanan eser ve yazılarından seçilmiş aforizmaları bir araya getirir. Kâmuran Şipal'in Türkçeye çevirdiği derleme, kısa cümleler içinde Hesse'nin insanın iç dünyasına, topluma ve yaratıcı düşünceye ilişkin uzun soluklu arayışını izler.
Politika ve toplum, birey, kültür, inanç, bilgi, bilinç, kitaplar, sanat ve hayal gücü seçkinin başlıca alanları arasındadır. Mutluluk, ölüm, gençlik ve yaşlılık üzerine parçalar ise farklı yaşam dönemlerinin aynı sorulara nasıl başka cevaplar verebildiğini gösterir. Metinler bir öğretiyi sistemli biçimde açıklamak yerine, okurun kendi deneyimiyle tamamlayacağı yoğun düşünce anları kurar.
Derlemenin yalınlığı, aforizmaları kolay tüketilen sloganlara dönüştürmez. Hesse'nin barış, uzlaşma ve insan yaşamının çeşitliliğine duyduğu ilgi kısa biçimin içinde korunur. Kitap, doğrusal okunabileceği gibi belirli temalara dönmek isteyenler için parça parça da okunabilen düşünsel bir yol arkadaşıdır. Kısa form, aynı cümlenin farklı yaşam dönemlerinde yeni anlamlar kazanmasına izin verir. Böylece düşünce, okuma sonrasında da çalışmayı sürdürür.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

İnsanın içi hayvansallıkla, balta girmemiş ormanlarla, hayvansal, acımasız bir bencilliğin pek önlenemeyen devcileyin içgüdüsel istekleriyle dolup taşar.

Belirgin bir kişilik sahibi yalnız insan için, standardize yaşamla, asla doyum sağlamayacak konvensiyonel bir dostluk söz konusu olabilir.

Bir uygarlık, insanı evcilleştirme denemelerinden biri yorgun düşüp de sallanmaya başladı mı, giderek daha çok sayıda insanın acayipleştiği, isterik karakter kazandığı, tıpkı buluğ çağındaki çocuklar ya da gebelik dönemindeki kadınlar gibi tuhaf heves ve arzulara kapıldıkları görülür.

Bir insandan nefret edip ona kin duyuyorsak, aslında onun şahsında kendi içimizdeki bir şeyden nefret ediyor, buna kin duyuyoruz demektir. Kendimizde var olmayan bir şey bizi kızdırmaz.

yoğun yaşamanın tek yolu,bedelini ben'e ödetmektir.

tartışmalarda kazanan taraf her zaman iyinserlerdir.
“İnsanın içi hayvansallıkla, balta girmemiş ormanlarla, hayvansal, acımasız bir bencilliğin pek önlenemeyen içgüdüsel istekleriyle dolup taşar”
“Dünyaya ayak uyduramayan" kişi, kendi kendini bulmaya yakın olandır. Dünyaya ayak uyduran kişisye kendini bulamaz.”
“Birbirimizi anlayabiliriz, ama yorumlamaya gelince herkes yalmzca kendisini yorumlayabilir.”
“Aydın olmayan, yüzeysel, düşünmeyi sevmeyen insan bile yaşamında bir anlam arar,”
“yoğun yaşamanın tek yolu , bedelini ben'e ödetmektir.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş