Huzur

Huzur

Ahmet Hamdi Tanpınar

Yayıncı
Dergâh Yayınları
Sayfa
391
Dil
Türkçe
Yayın yılı
1998

Özet

Mümtaz, kendisini iç huzura ulaştıracak bir düzen ararken aşkı, kültürü ve gündelik hayatı aynı düşünsel bütün içinde anlamlandırmaya çalışır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanında Nuran'la kurduğu ilişki, bu arayışın en güçlü fakat en kırılgan alanıdır. İki karakterin İstanbul'da yaşadığı aşk, geçmişin hatıraları, hastalık ve ölüm duygusuyla kuşatılır. Şehir bir arka plan olmaktan çıkar; semtleri, musikisi, Boğaz'ı ve tarih katmanlarıyla karakterlerin ruh hâlini biçimlendiren canlı bir varlık kazanır. Mümtaz'ın kişisel mutluluk isteği, toplumun değişen değerleri ve yaklaşan siyasal belirsizliklerle sürekli sınanır.

Tanpınar, Cumhuriyet döneminin kültürel ikilemlerini doğrudan bir fikir tartışmasına indirgemez. Doğu ile Batı, eski ile yeni, bireysel arzu ile toplumsal sorumluluk karakterlerin konuşmalarında ve seçimlerinde iç içe geçer. Nuran'la aşkın seyri, Mümtaz'ın aradığı “iç nizam”ın başka bir insana bağlanarak kurulup kurulamayacağını sorgular. Huzur, estetik düşünceyi, musikiyi ve İstanbul hafızasını psikolojik roman yapısında birleştiren; bir aydının huzur özlemi üzerinden modernleşmenin yarattığı kişisel ve toplumsal gerilimleri anlatan temel bir Türk edebiyatı eseridir.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 27 gönderi

Sena@senalama· 10ay🇹🇷

İnsan, sevdiği zaman değil, anlayabildiği zaman olgunlaşır.

17
Çağla@balzamin· 8ay🇹🇷

Tanpınar, aşka o kadar farklı bir yerden yaklaşır ki okuyucuyu büyüler: "Hakikatte Nuran'ın aşkı Mümtaz için bir nevi dindi. Mümtaz bu dinin tek âbidi, ma- bedin en mukaddes yerini bekleyen ve ocağı daima uyanık tutan baş rahibi, büyük mâbûdenin sırrın yerini bulması için insanlar içinden seçtiği fani idi."

13
Canan@ccanan· 9ay🇹🇷

-Sen inanmıyor musun? - Hayır, yavrucuğum inanmıyorum: Bu saadetten mahrumum. İnansaydım mesele değişirdi. Bilseydim ki vardır, insanlarla hiçbir davam kalmazdı. Yalnız onunla kavga ederdim. Her an bir yerde yakalar, bana hesap vermeğe mecbur ederdim. Ve zannederdim ki bana hesap vermeğe mecbur olurdu. Gel, derdim gel, yarattığın mahluklardan birisinin derisine bir an gir. Benim her gün yaptığımı yap. Bir tanesinin hayatım yirmi dört saat yaşa! Pek bedbahtına gitmene lüzum yok. Sen ki yaratıcısın, bilmemen, anlamaman kabil olmaz. Onun için herhangi birinin derisine gir. Ve kendi yalanını bir an bizimle beraber yaşa; bizim gibi yaşa. Yirmi dört saat bu bataklıkta küçük susuzlukların kurbağası ol! İhsan güldü: -İyi ama, bütün bunları ancak inanan söyliyebilir. Sen pekala inanıyorsun!.. Hem hepimizden fazla!

12
Bookspace· 10ay🇹🇷

İnsanlıktan ümit kesmedim, fakat insana güvenmiyorum.

11
Ahmet Böyüktaş@byboyuktas· 8ay🇹🇷

"Eşya bize, bizden evvelki sahiplerinin hallerini fısıldayan birer hafızadır."

9
Arif say@arifcan· 4ay🇹🇷

Vücutlarımız, birbirimize en kolay vereceğimiz şeydir; asıl mesele, hayatımızı verebilmektir.

9
Eda @eda123· 10ay🇹🇷

O gün büsbütün güzeldi. Hiç yaşamamış şeyler gibi güzeldi. Hayatın eşiğinde,düşüncenin eşiğinde son bir defa gördüğümüz şeyler gibi güzeldi...

9
murat@fidel· 12ay🇹🇷

Gide gide iki duvar arası Kimi kurşun kimi bıçak yarası

7
hayalperest@leylaaaaaaaa· 9ay🇹🇷

Herşeyi cinselliğe hapis edenleri dünyanın ne kadar farklı bir yer olduğunu ve dostluk dostça konuşmanın dertleşmenjn tadını unuttuklarnnn haberinde deiller.. ortalk kötü kaynıyor diyenler siz iyi olmayı denediniz mi??

7
Yolcu@sonsayfa· 5ay🇹🇷

Benim sana söyleyecek binlerce kelimem vardı ama sen beni bir suskunlukla öldürdün...

7
Hasan Güneş@obloyevski· 1ay🇹🇷

Ne İçindeyim Huzurun Ne de Büsbütün Dışında: Mümtaz’ın Rüyasında Zaman 3. Bölüm Belki Huzur’un “rüya” duygusu tam da burada aranmalıdır. Mesele, romanın geri kalanının Mümtaz’ın baygınlığı sırasında gördüğü gerçek anlamda bir düş olup olmadığı değildir; bundan daha kuvvetli bir şeydir söz konusu olan. Tanpınar, zamanı insan şuurunun içinde yeniden kurar. Rüyalarda olduğu gibi önce ile sonra, hatıra ile beklenti, yaşanmış olanla yaşanmasından korkulan şey birbirine karışır. Mümtaz’ın huzursuzluğu da aslında bu zamansal parçalanmadan doğar: o hiçbir zaman yalnızca “şimdi”de değildir. Belki Tanpınar’ın asıl söylediği budur; insanın şimdiki hâli, geçmişinden arta kalanlarla geleceğe dair korkularının kesiştiği yerde meydana gelir. Huzur da bu bakımdan bir aşk romanından ziyade, insanın kendi zamanının içinde kaybolmasının romanıdır.

6
Zekeriya@sessizsayfa· 11ay🇹🇷

“İnsanın içinde bir şey kırılır da artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.”

6
Hasan Güneş@obloyevski· 1ay🇹🇷

Ne İçindeyim Huzurun Ne de Büsbütün Dışında: Mümtaz’ın Rüyasında Zaman 1. Bölüm Tanpınar’ın Huzur’u, isminin vadettiği şeyin değil, neredeyse tam tersinin romanıdır: huzurun değil, huzura varamamanın. Üstelik bu huzursuzluk gündelik hayatın sıradan tedirginliğine benzemez; daha ziyade bir rüyanın içinde insanın başına çöken, sebebini tam olarak tayin edemediği o tuhaf sıkıntıyı andırır. Mümtaz’ın yaşadığı İstanbul, Nuran’la aşkı, İhsan’ın hastalığı, Suat’ın gölgesi, yaklaşan savaş; hepsi vardır, fakat hiçbirinin gerçekliği bütünüyle sağlam değildir. Sanki bütün roman, dışarıda cereyan eden hadiselerden çok Mümtaz’ın şuurunda birbirine karışan zamanların hikâyesidir. Bu yüzden Huzur’u okurken insan zaman zaman şunu düşünmeden edemiyor: Acaba biz gerçekten Mümtaz’ın hayatını mı okuyoruz, yoksa onun zihninin gördüğü uzun ve feveranlı bir rüyayı mı?

5
bhrcyln@bhrcyln· 12ay🇹🇷

“Huzur, dışarıda arandıkça kaçar; içimizde bulunduğu anda ise zaten her şey tamam olur.”

5
ahsenli@ahsenlis· 1y🇹🇷

Bütün felaketim herkesin bana yüklenmesinden geliyor. İcap ederse kendi başına kalabileceğini düşün… Kendi başına yaşayamayanlar beni böyle harap ediyor…

4
Hasan Şahin@hasansahin· 11ay🇹🇷

“Nuran’la birlikte olduğu anlar, hayatın dışına çıkılmış zamanlardı. O anlarda Mümtaz, geçmişten kurtulur, geleceği düşünmezdi. Zaman durur, kelimeler anlam kazanır, bir çiçek bile başka bir renkte açardı. Fakat bu anların geçici olduğunu bilir gibi, kalbinin bir köşesinde hep bir burukluk taşırdı. Çünkü o da biliyordu: İnsan, mutlu olduğu ânı yaşarken bile onun geçip gideceğini hisseder.”

4
Hasan Güneş@obloyevski· 1ay🇹🇷

Ne İçindeyim Huzurun Ne de Büsbütün Dışında: Mümtaz’ın Rüyasında Zaman 2. Bölüm Romanın çerçevesi bu şüpheyi daha da kuvvetlendirir. Mümtaz’ın İhsan için ilaç arayışıyla başlayan o dar “şimdi”, birdenbire açılır; geçmiş, Nuran, Boğaziçi, musiki, İstanbul ve Suat’la beraber büyüyerek neredeyse romanın bütününü yutar. Burada bana asıl ilginç gelen şey, Tanpınar’ın geçmişi geride kalmış bir zaman olarak anlatmamasıdır. Geçmiş, Mümtaz’ın içinde hâlâ cereyan etmektedir; gelecek ise henüz gelmeden onun şuuruna korku, savaş ve kayıp ihtimali olarak sızmıştır. Böyle bakınca romanın zamanı düz bir çizgi olmaktan çıkar. Mümtaz geçmişi hatırlamaz yalnızca; geçmişte yaşar. Geleceği beklemez yalnızca; geleceğin felaketini şimdiden hisseder. Dolayısıyla onun şuuru, dün ile yarının aynı anda konuştuğu bir mekâna dönüşür.

4
Osman E.@emirosman· 10ay🇹🇷

Masal bir anda, biz istiyoruz diye teşekkül etmez. O hayatın içinden fışkırır. Hele mazi ile bağlarımızı kesmek, Garp'a kendimizi kapatmak! Asla! Ne zannediyorsunuz bizi! Biz Şark'ın en klasik zevkli milletiyiz. Her şey bizden bir devam istiyor.

4
Bookspace· 8ay🇹🇷

"Sabahleyin her şey yeni baştan başlar; her gün yeni bir dünyadır."

3
bilinmeyenbirkadın@bilinmeyen· 1y🇹🇷

“Ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında.”

3
ahsenlis@ahsenli· 1y🇹🇷

Nuran'ı beklemek ona çok lezzetli geliyordu. Her şey lezzetliydi, ucunda Nuran bulunmak şartıyla.

3
Yavuz@kitapsevergenc· 9ay🇹🇷

Ahmet Hamdi Tanpınar -Huzur kitabını okuyan var mı? genel görüşleriniz neler?

3
Bookspace· 10ay🇹🇷

Bir mısranın peşine takıldık

2
bhrcyln@bhrcyln· 12ay🇹🇷

“Aşk insana kendini unutturur fakat bazen hatırlamak, unutmanın en acı şeklidir.”

2

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir