
"Neyse, ne bileyim? İnsan hiç yapmayacağını sandığı öyle şeyler yapıyor ki."

Hayvanlaşan İnsan, on dokuzuncu yüzyılda Paris ile Le Havre arasındaki demiryolu hattında gelişen bir suç ve aşk hikâyesidir. Trenlerin, istasyonların ve hızlanan ulaşımın çevresinde kurulan roman, endüstrileşmenin modern düzenini insanın en ilkel dürtüleriyle yan yana getirir. Öldürme isteği, yalnız tek bir suçun nedeni olarak değil, kişiler ve toplum içinde bastırılması güç bir kuvvet olarak araştırılır.
Émile Zola'nın natüralist yaklaşımı, karakterleri tutkularından bağımsız değerlendirmez. Toplumsal koşullar, bedensel dürtüler ve çevrenin baskısı birbirini etkileyen unsurlar hâline gelir. Demiryolu bu bakımdan yalnız olayların geçtiği bir mekân değildir; mekanik düzenin güven veren yüzüyle kontrol dışına çıkan şiddet arasındaki karşıtlığı büyütür. Aşk da suçtan ayrı bir sığınak olmaktan çok, kıskançlık ve sahip olma isteğiyle karmaşıklaşır.
1890'da yayımlanan eser, Rougon-Macquart dizisinin on yedinci romanıdır ve İkinci İmparatorluk dönemini inceleyen büyük anlatının parçasıdır. Zola'nın gözlemci dili, hız ve ilerleme fikrinin altında biriken kasveti görünür kılar. Hayvanlaşan İnsan, sonucu açıklamadan yükselen gerilimiyle uygarlığın teknik gelişmesinin insan doğasındaki karanlık eğilimleri gerçekten denetleyip denetleyemeyeceğini sorar.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

"Neyse, ne bileyim? İnsan hiç yapmayacağını sandığı öyle şeyler yapıyor ki."
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş