
Çünkü yazdıklarım hep solgun kaldı, silik, beceriksiz...

Çocukluğunu hatırlayan bir anlatıcının gözünden kurulan Gramofon Hâlâ Çalıyor, yakın geçmişin İstanbul'unu insan portreleri ve şehir mekânlarıyla birlikte canlandırır. Cihangir, Kadıköy, Boğaziçi, Adalar ve Beyoğlu, yalnızca olayların geçtiği yerler değildir; buralarda yaşamış kişilerin huyları, alışkanlıkları ve hatıralarıyla anlam kazanır. Selim İleri, aile üyeleriyle gündelik hayatın sıradan insanlarını, siyaset ve sanat dünyasından tanınmış adları, ayrıca şehrin kenarında kalmış kişileri aynı galeride buluşturur.
Anlatıcının belleğinde Yıldız Parkı Abdülhamid'le, Park Otel Yahya Kemal'le, Kadıköy Safiye Erol'la, Beyoğlu sinemaları ise Cahide Sonku ve Belgin Doruk'la eşleşir. Günün saatleri, mevsimler, gezinti yerleri ve yolcuları taşıyan araçlar da bu portrelerin dekoru olmaktan çıkarak anlatının etkin parçalarına dönüşür. Böylece şehir, insanlardan ayrı düşünülemeyen canlı bir hafıza alanı olarak belirir.
Selim İleri'nin şiirli anlatımı, İstanbul'da yaşamanın sağladığı ayrıcalık duygusunu nostaljiye indirgemeden işler. Gramofon Hâlâ Çalıyor, geçmişteki bir şehri tek bir kahramanın öyküsü üzerinden değil, farklı sınıflardan ve çevrelerden kişilerin yan yana gelişiyle anlatan bir anı-portre kitabıdır. Eser, kaybolan mekânların insan yüzlerinde nasıl yaşamayı sürdürdüğünü gösterir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Çünkü yazdıklarım hep solgun kaldı, silik, beceriksiz...
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş