
Her yerde eksik olmayan kötü ruhlu kimseler, hemen bana karşı propagandaya ve eyleme geçmişler.

Ey Türk gençliği! Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti'ni sonsuza kadar korumak ve savunmaktır. . Zorla ve aldatmacayla sevgili vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her köşesi fiili olarak ele geçirilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve daha korkunç olmak üzere, ülkenin içinde iktidara sahip olanlar aymazlık ve sapkınlık ve hatta hainlik içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, kişisel çıkarlarını istilacıların siyasi emelleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde yorgun ve bitkin düşmüş olabilir. Ey Türk geleceğinin evladı! İşte, bu durum ve koşullar içinde bile görevin, Türk bağımsızlık ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun güç, damarlarındaki soylu kanda mevcuttur!
Bookspace topluluğundan 27 gönderi

Her yerde eksik olmayan kötü ruhlu kimseler, hemen bana karşı propagandaya ve eyleme geçmişler.

"Felaket başa gelmeden önce, onun önlenme sebepleri ve savunmasını düşünmek gerekir. Geldikten sonra üzülmenin faydası yoktur.

Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak konumundan daha yüksek bir muameleye layık olamaz.

Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!

Çünkü efendiler, bu grubu kurmayı vicdan borcu, ulus borcu bilmek durumunda ve yeteneğinde bulunan efendiler, inançsızdılar... korkaktılar... cahildiler. İnançsızdılar; çünkü, ulusal davanın önem ve kesinliğine, bu isteklerin dayanağı olan ulusal örgütün sağlamlığına inanmıyorlardı. Korkaktılar; çünkü, ulusal örgütün içinde yer almayı tehlikeli görüyorlardı. Cahildiler; çünkü, tek kurtuluş dayanağının ulus olduğunu ve olacağını anlamıyorlardı. Padişaha dalkavukluk ederek, yabancılara hoş görünerek, ılımlı ve kibar davranarak, büyük amaçların elde edilebileceği aymazlığını gösteriyorlardı.

Ulusal kaynaşma, vatanın her köşesinde kuvvetli ve ateşli bir şekilde vardır.

Devletin, içine düştüğü yıkılış ve çöküş uçurumunun derinliğini ve dehşetini göremeyen zavallılar, doğal olarak ciddi ve gerçek çözüm yolunu görmemek için gözlerini yumarlar. Çünkü, o ciddi ve gerçek çare, kendilerini daha çok korkutur.

Yalnız, ulusun güvenine sahip bir hükümet kurmak için, önce o hükümetin dayanabileceği bir kuvveti oluşturmak gerekir.

Fakat efendiler, zaman, her şeyin, her gerçeğin, tarihin samimi sinesinde incelenmesine olanak hazırlar.

Bir ulus, varlığı ve bağımsızlığı için düşünülebilen girişimleri ve fedakârlığı yaptıktan sonra başarılı olur. Ya başarılı olamazsa demek, o ulusun ölmüş olduğuna karar vermek demektir. Dolayısıyla, ulus yaşadıkça ve özveriyle girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olamaz.

Her zaman ölçülü davranılmasını ve durumun iyi idare edilmesini tekrar tavsiye ederim.

Bana iyi yönetimi tavsiye eden adam, bu tavsiyeyi, benim verdiğim emir ve talimatı iyi uygulayıp görevi başından ayrılmadan önce yapmış olsaydı, daha içten hareket etmiş olurdu sanırım.

Hayatının önemli bir kısmını savaş meydanlarında geçirmiş, ihtilaller ve inkılaplar içinde bulunmuş insanlar için, bu gibi ufak tefek beklenmedik olayların karşı önlemlerini bulup uygulamakta kararsızlık gösterileceğini sananların aldanacaklarına kuşku yoktur.

Bu gibi adamlar, gerçekten kendilerini aldatacak kadar akılsız olurlarsa, onların ülkenin geleceğini yönetmenlerine, aklı erenler, korkunç gerçeği görenler dayanabilirler mi? Eğer bu adamlar gerçeği biliyorlar kendilerini aldatmıyorlarsa, ulusu aldatarak koyun sürüsü halinde düşmanın pençesine bırakmak için canla başla çalışmalarına ne anlam verilebilir?

Ağırdan alma zamanı geçmiştir.

Burada şunu da belirteyim ki, bendeniz ne Fransızların ve ne de herhangi bir yabancı devletin sahip çıkmasına tenezzül eden kişilerden değilim. Benim için en büyük korunma yeri ve yardım kaynağı ulusumun bağrıdır.

Genel durumu yönetme sorumluluğunu üzerine alanlar, en önemli hedefe ve en yakın tehlikeye mümkün olduğu kadar yakın bulunmalıdırlar.

görünüşte bizim için yumuşak sanılan bir politikayla, bizi içten yıkma girişimi yenilenecekti.

Efendiler, ben, vatanın, öneri sahibiyle beraber bütün ulusun, hepimizin nasıl bir felaket çıkmazı içinde bulunduğumuzu göz önüne getirerek, kurtuluş yolu olduğuna inandığım girişimleri, sonsuz zorluklara ve engellere rağmen, maddi, manevi bütün varlığımla sonuca ulaştırmaya çalışırken, benim en yakın arkadaşlarım daha dün İstanbul'dan gelmiş ve dolayısıyla işin içyüzünü bilmeyen, saygı duyduğum ihtiyar bir adamın diliyle, bana kişisel işlerden söz ediyorlar.

Efendiler, komutanlar askerlik görev ve gereklerini düşünürken ve uygularken, kafalarını siyasi düşüncelerin etkisi altında bulundurmaktan kaçınmalıdırlar. Siyasi yönün gereklerini düşünen başka görevliler olduğunu unutmamalıdırlar.

Çünkü vicdanımız ıstırap çekmeden verebileceğimiz kararlar, ancak eylemin sonuçlarına bağlıdır,

Tarihte bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında, son bir avuç toprağına kadar karış karış kahramanca ve namusuyla savunmuş ve yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür. Türk ordusu, o cevherde bir ordudur. Yeter ki ona komuta edenler, komuta edebilme niteliklerine sahip bulunsun.

İnsaf ve merhamet dilenmek gibi bir ilke yoktur. Türk ulusu, Türkiye'nin gelecekteki çocukları, bunu bir an akıllarından çıkarmamalıdırlar.

Biz elimizdeki gücü iyi koruyamadığımız durumda, dış güçlerin de bize değer vermeyeceğini anımsatmak isteriz.
“Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş