
İyi ki bitmiş; olmayan kimya bilgimle eve laboratuvar kurmalara kalktım sayende Muazzez.

Aile evlerinde, mahalle aralarında ve gündelik hayatın küçük kırılmalarında dolaşan Şermin Yaşar'ın Gelirken Ekmek Al kitabı, birbirinden bağımsız öyküleri ortak bir duygu ikliminde buluşturur. Kimi anlatılarda yokluğu evin içine yerleşen bir baba, kimilerinde incinmişliklerini alışkanlıklarla örten insanlar öne çıkar. Şahin'in babasına ilişkin belirsizliği gibi somut ayrıntılar, çocukluk hafızasının yetişkinlerin suskunluklarıyla nasıl biçimlendiğini gösterir. Yaşar, sıradan görünen aile cümlelerinden utancı, özlemi ve yanlış anlaşılmayı çekip çıkarır.
Öyküler mizahla kederi aynı sahnede tutar; komik bir davranışın ardında korunma isteği, sert bir sözün içinde kırılganlık belirir. Kitabın koleksiyon yapısı tek bir olay çizgisi kurmak yerine farklı evlerden benzer duyguların sesini taşır. Konuşma diline yakın ritim, karakterleri karikatüre dönüştürmeden toplumsal alışkanlıkları açığa çıkarır. Gelirken Ekmek Al böylece aile bağlarının hem güven hem yara kaynağı olabileceğini, şefkatin çoğu zaman kusurlu insanların birbirini anlamaya çalışmasında ortaya çıktığını düşündüren bir öykü toplamına dönüşür. Farklı yaşlardan anlatıcıların sesleri, aynı aile sözünün çocuk ve yetişkin hafızasında bambaşka yaralar bırakabileceğini ayrıntılı biçimde sezdirir.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

İyi ki bitmiş; olmayan kimya bilgimle eve laboratuvar kurmalara kalktım sayende Muazzez.

Bi çay söyleyip birlikte içerek açılmışlar birbirlerinin denizine. "Dudağımın iz bıraktığı yeri çevirip, oradan içerdi baban" diyor annem. Gördüğüm en güzel öpüşme sahnesi...

Olmayacak şeylerin hayalini kurma federasyonu olsa, başkanı ben olurdum.

Fakat fen hiç ilerlememiş Muazzez, seni geri getirmenin formülünü bulmadık ya, bırak Nobel ellerin olsun.

birbirimizin yalnızlığının kıdemli tamamlayıcılarıydık...

Anneler evlatlarının masumiyetini bir nişan gibi gözlerinin içinde taşıyorlar her zaman, bunu kaybederlerse eğer başka hiçbir şey göremeyecek kadar karanlık bir suçluluk duygusuna gömülüp kalacaklarını sanıyorlar.
“Bütün bir çocukluğunu parmak uçlarında yaşamış olanlar temkinli adım atarlar. Bastıkları yeri bilirler. Düşmezler, çarpmazlar,dökmezler.”
“Kadınlar konuşurken onları anlamak kolaydır, öfkesi, gülüşü, bakışı, sesi, kelimeleri, onun anlatmak istediğinin de ötesini anlatır. Anlayamadığımız, susan kadındır.”
“Şimdi sorsan, desen ki, neyle büyüdün? Cevabım şu: Babamın yok oluşlarıyla...”
“oysa insanı yavaş yavaş öldüren şey yanlış bir evliliktir.”
“Sahi Muazzez; sensizliğin yüz ölçümü ne?”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş