Küçük İskender'in Galileo'nun Pergeli adlı kitabı, aforizma ile deneme arasında kurulan bir üçlemenin üçüncü halkasıdır. Medusa'nın Makası ve Lucifer'in Bisikleti ile başlayan çizgiyi sürdüren eser, kısa ya da yoğun cümlelerin tek bir anlama kapanmadığı bir düşünce alanı açar. Okurdan söyleneni izlemekle yetinmeyip sözcüklerin çağrışımlarını ve birbirine değen farklı anlam katmanlarını araştırması beklenir.
Başlıktaki pergel, kitabın yöntemini açıklayan güçlü bir imgeye dönüşür. Pergel bir yandan ölçer, sınır çizer ve düzen kurar; öte yandan sivri ucuyla yüzeyi deler. Bu ikili işlev, metinlerin düşünceyi hem tartma hem de alışılmış kabullerin kabuğunu açma arzusuyla örtüşür. Aforizmanın yoğunluğu, denemenin serbest hareketiyle birleştiğinde her cümle yeni bir açıdan okunabilecek bir odak noktası kazanır.
Üçlemenin bu son halkası, küçük İskender'in düşünce parçalarını birbirine bağlayan yapıyı tamamlar. Metinler kesin hükümler vermekten çok, okurun zihninde yeni sorular ve bağlantılar üretir. Ölçme ile yarma, düzen ile taşkınlık arasındaki gerilim, eserin hem biçimini hem de okuma deneyimini belirleyen temel eksen haline gelir.