
adımı ilk söylediğin gün kan geldi kulaklarımdan o gece aceleyle çıkıp evden seni aradım saatlerce bulsam vuracaktım sen ölünce dudaklarından öpecektim, mikrop kapmasın diye tentürdiyot sürecektim ağzına buna bütün eczaneler gülecekti

Küçük İskender, Papağana Silah Çekme!’de papağan imgesini ezber, itaat ve sınırlı bilgiyle sürdürülen hayatın kışkırtıcı bir simgesine dönüştürür. Aynı sözleri tekrarlayan kuşun suçlu olup olmadığı sorusu, kısa sürede insanın kendisine yönelen daha rahatsız edici bir sorgulamaya açılır. Bireyi yalnızca kendisine öğretilen kalıplarla tanımlayan düzen, kapasiteyi kader gibi sunar; yazar ise kanatları hatırlatmanın, gitme ihtimalini göstermenin peşindedir. Metin, insanlığın kabullerini ve terbiyeli görünüm altında saklanan ikiyüzlülükleri alaycı, sert ve şiirsel bir dille yoklar. Haddini aşmak burada basit bir kural ihlali değil, yeni bir düşünce bulabilmenin koşuludur. Sözcükler hem eleştirinin aracı hem de geride bırakılması gereken yükler olarak belirir. Kitabın merkezinde başkasının sesini tekrarlamakla kendi sesini kurmak arasındaki gerilim vardır. Soru cümleleriyle ilerleyen ritim, okuru edilgin bir izleyici olmaktan çıkarır ve her cevabı yeni bir kuşkuya bağlar. Papağana Silah Çekme!, hazır cevapların güvenli alanından çıkıp öğrenilmiş davranışları, özgürlük arzusunu ve dilin insanı nasıl sınırlandırabildiğini yeniden düşünmeye yönelten yoğun bir anlatı sunar.
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

adımı ilk söylediğin gün kan geldi kulaklarımdan o gece aceleyle çıkıp evden seni aradım saatlerce bulsam vuracaktım sen ölünce dudaklarından öpecektim, mikrop kapmasın diye tentürdiyot sürecektim ağzına buna bütün eczaneler gülecekti

*bir zamanlar ben de istirahate çekilmiş şehirler geçtim kadınlar terkettim paramparça şimdi açım ve ıslanıyorum*

‘aşkı dövmek lazım kalbe terbiyesizlik ettiğinde!..’
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş