• "Seni gördüğüm günden beri yaşadığımı sanıyordum. Meğer yaşamıyormuşum. Şimdi yaşıyorum ve bu bana azap veriyor."

“Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?” dedi. “Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.” “Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku,” dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. “Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku,” dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz. İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu’ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane’ye inen roman. Avaramu!
Bookspace topluluğundan 23 gönderi
• "Seni gördüğüm günden beri yaşadığımı sanıyordum. Meğer yaşamıyormuşum. Şimdi yaşıyorum ve bu bana azap veriyor."

"tütünümü, anahtarımı aldım, tam evden çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu farkettim. önemsemedim. yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi."
• "Beni dinle Müzeyyen. Ben kötü bir adam değilim. Sadece seni çok seviyorum. Bu kadar basit ve bu kadar imkansız."

"Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki…”
"ben atilla ilhan değilim. belki de sen bana mecbursundur, bilemeyiz."

Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.
Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.

"Ayna" dedim, "seni bölük bölük bölerim." "Denememeni tavsiye ederim", dedi, "bölünerek çoğalırım ve çoğaldıkça fazla suret veririm, hoşuna gitmez. "

Müzeyyen... - Efendim? -Hiç, adını söylemek hoşuma gidiyor..

Evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi.

“Aynı kitabı okuyup farklı yerlerin altını çizmişiz.”

“Bu kadın beni ikiye katlar, suya götürür, suya batırır, kuru çıkarır, susuz getirirdi..”
çok şıksın ama yanlış istasyonda takılıyorsun

“Aşk dediğin, iki yarım kalbin bir bütün olma çabasıdır.”

Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim.
Ne olmuştu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim," diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? Hangisi Müzeyyen' di? Ya da Müzeyyen kimdi? İlk tanıdığım kimdi, şimdiki kim?
Zaten bu hayatta, her zaman bir şeyler eksikti. Ya da bana öyle gelirdi.

Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, oda yok muydu bu dünyada?

"Ben ne kadar ev haliysem o, o kadar sokak. Ben sokulgan isem, o başını alıp giden. Ben gündüzüm, o gece... Çapkın, güçlü, özgür."

ü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim.

“Bacak kadar kız, milletin baş tacı idi. Millette bu taçlardan çok vardı. Taç üstüne taç koyan, taç düşkünüydük.

ne olmuştuda seninle dünyanın her yerine gelirim diyen müzeyyen bir anda çekip gitmelere başlamıştı?

Kitabın ismi sadece FAKAT! olarak kalabilirdi.
“Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.”
“Ya sevmenin kendisini ya da seven hali ile kendisini seviyor.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş