
Çağımın başarısız bir adamıyım. Ya da sade başarısız bir çağın adamıyım.

Erlend Loe'nin Doppler adlı romanı, modern başarı fikrine ve düzenli hayat beklentisine ironik bir itiraz olarak okunur. Andreas Doppler, ailesi, işi ve tüketim alışkanlıklarıyla kurduğu konforlu yaşamdan kopup ormana çekildiğinde, aslında kendisine öğretilen bütün ölçüleri sorgulamaya başlar.
Doppler, sade dili ve kuru mizahıyla hem komik hem de hüzünlü bir kaçış hikayesi kurar. Erlend Loe, kentli insanın yorgunluğunu, baba kaybının açtığı boşluğu ve doğaya sığınmanın romantik olmayan yanlarını abartısız bir tonla anlatır. Minimalist anlatıları, toplumsal hicvi ve sıra dışı karakterleri seven okurlar için akılda kalıcı bir romandır.
Bookspace topluluğundan 5 gönderi

Çağımın başarısız bir adamıyım. Ya da sade başarısız bir çağın adamıyım.

Artık böyle. İnsanlar çevrelerine duvar örüp birbirlerinden korkar hale geldiler.

Belki de geyikler en önemlidir ?

“Doğru olanı yapmıyorsan, eşsiz olmak bir işe yaramıyor.”

Dünya insanlara ait değil, insanlar dünyaya ait. Çiçekler bizim kız kardeşimiz; at, büyük kartal ve geyiği saymıyorum bile, hepsi erkek kardeşlerimiz. İnsan nasıl olur da herhangi bir şeyi satabilir ya da satın alabilir? Hava sıcaklığının ya da ağaçlardaki rüzgârın sesinin sahibi kim? Dağlardaki bitki örtüsünün özlerinde, bizden önce yaşayanların hatıraları saklı. Şırıl şırıl akan derede, babamın ve onun babasının sesi de mevcut. Bastığımız toprağın bağrında atalarımızın tozlarının da bulunduğunu, dünyanın başına gelen her şeyin bizim de başımıza geleceğini, dünyaya tükürürsek kendimize tükürmüş olacağımızı falan çocuklarımıza öğretmemiz gerek.”