
Çağımın başarısız bir adamıyım. Ya da sade başarısız bir çağın adamıyım.

Başarılı işi, yenilenmiş evi ve iki çocuklu ailesiyle örnek bir kentli görünen Andreas Doppler, bisikletten düşüp ormanda tek başına kaldığında hayatındaki düzenin kendisine ne kadar yabancı olduğunu fark eder. Erlend Loe'nun Doppler romanında babasının ölümüyle büyüyen huzursuzluk, onu işini ve evini bırakıp ormana taşınmaya yöneltir. Bir geyiği öldürdükten sonra geride kalan yavruya Bongo adını verir; bu beklenmedik arkadaşlık, doğaya kaçışının ilk sorumluluğuna dönüşür.
Doppler tüketim, kariyer ve sürekli yetkin görünme baskısından uzaklaşmak isterken ormanda bütünüyle bağımsız kalamaz. Yiyecek bulmak, ailesiyle ilişkisini sürdürmek ve çevresinde beliren insanlarla uğraşmak zorundadır. Takas için kullandığı geyik eti ve kurduğu ilkel kamp, modern yaşamın değerlerini tersinden sınayan komik araçlara dönüşür. Loe sade, kuru ve absürt bir mizahla kahramanın bencilliğini de romantikleştirmez. Doppler, uygarlıktan kaçma isteğini yas, aile sorumluluğu ve başkalarına ihtiyaç duyma gerçeğiyle karşılaştıran, çağdaş başarı fikrine sivri bir eleştiri getiren bir romandır. Roman, kahramanın itirazlarının çevresindekilere yüklediği bedeli de gösterir ve bu mesafeyi kolay bir özgürleşme masalına dönüştürmez.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

Çağımın başarısız bir adamıyım. Ya da sade başarısız bir çağın adamıyım.

Artık böyle. İnsanlar çevrelerine duvar örüp birbirlerinden korkar hale geldiler.

Belki de geyikler en önemlidir ?

“Doğru olanı yapmıyorsan, eşsiz olmak bir işe yaramıyor.”

Dünya insanlara ait değil, insanlar dünyaya ait. Çiçekler bizim kız kardeşimiz; at, büyük kartal ve geyiği saymıyorum bile, hepsi erkek kardeşlerimiz. İnsan nasıl olur da herhangi bir şeyi satabilir ya da satın alabilir? Hava sıcaklığının ya da ağaçlardaki rüzgârın sesinin sahibi kim? Dağlardaki bitki örtüsünün özlerinde, bizden önce yaşayanların hatıraları saklı. Şırıl şırıl akan derede, babamın ve onun babasının sesi de mevcut. Bastığımız toprağın bağrında atalarımızın tozlarının da bulunduğunu, dünyanın başına gelen her şeyin bizim de başımıza geleceğini, dünyaya tükürürsek kendimize tükürmüş olacağımızı falan çocuklarımıza öğretmemiz gerek.”

Hepimiz dünyadaydık. Sıramızı savdık, elimizden geleni yaptık ama yine de faydasız bir biçimde faydasız olduk.
“Çağımın başarısız bir adamıyım. Ya da sade başarısız bir çağın adamıyım.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş