Mehmed Uzun'un Dicle'nin Sürgünleri / Dicle'nin Sesi 2 romanı, Dicle'nin Sesi anlatısını Mir Bedirhan'ın sürgün yılları üzerinden sürdüren ikinci cilttir. Dengbêj Bıro'nun sesi, Cizre'den İstanbul ve Girit'e uzanan zorunlu yolculuğu bir ailenin hikâyesinin ötesine taşıyarak yurdundan koparılan toplulukların ortak hafızasına bağlar. Kürtler, Ezidiler ve Nasturilerle örülen anlatı dünyasında siyasal baskı, göç ve dağılma, sözlü kültürün koruduğu hikâyeler içinde anlam kazanır. Tarih, uzaktan verilen bir bilgi olarak kalmaz; kişilerin ayrılıklarında, bekleyişlerinde ve değişen aidiyetlerinde yaşanan bir deneyime dönüşür.
Roman, tarihsel olayları tek bir resmî anlatıya kapatmadan dengbêj geleneğinin ritmi ve çoğul tanıklıklarıyla işler. Sürgün mekân değiştirmekten fazlasıdır: dilin, geçmişle bağın ve birlikte yaşama imkânının sınandığı uzun bir zamandır. Bıro'nun anlattıkları kaybedilen coğrafyayı ses yoluyla yeniden kurarken kuşaklar arasındaki hafıza aktarımını da öne çıkarır. İkinci cilt sınırının korunması, Mir Bedirhan çevresindeki bu özel sürgün hattını serinin diğer bölümleriyle karıştırmadan okumayı sağlar. Romanın gücü, tarihsel kırılmayı insanların sesinde ve hatırlama biçiminde duyurmasından gelir. Bu sınır, cildin özgül tarihsel odağını korur.