
Fatih Duman’ın Dem: Bir Telli Baba Romanı, İstanbul’un halk hafızasında yaşayan Telli Baba söylencesini tarih, tasavvuf ve kurmaca arasında yeniden kurar. Roman, bir ziyaretgâhın çevresinde biriken dileklerden yola çıkarak adını herkesin bildiği fakat hayatı hakkında kesin bilgi az olan bir kişiye yaklaşır. Geçmişe açılan anlatı, menkıbeyi tek bir açıklamaya indirgemeden farklı zamanların izlerini yan yana getirir.
Metnin merkezinde aşkın yalnız dünyevi bir bağlılık mı, yoksa insanı dönüştüren daha geniş bir arayış mı olduğu sorusu bulunur. Telli Baba’ya atfedilen hikâyeler, İstanbul’un savaşlar, göçler ve gündelik inanç pratikleriyle örülmüş belleği içinde anlam kazanır. Duman, tarihsel boşlukları kurmacayla doldururken anlatısının menkıbe niteliğini korur; kesin bilgi ile rivayet arasındaki sınırı romanın gerilimlerinden biri hâline getirir.
Bu çerçevede Dem: Bir Telli Baba Romanı, türbe etrafındaki popüler inanışı yalnız folklorik bir malzeme olarak kullanmaz. Dilek, sabır, aşk ve teslimiyet kavramlarını kişilerin iç dünyasına taşıyarak şehir efsanesini manevi bir sorgulamaya dönüştürür. Eserin etkisi, tanıdık bir İstanbul söylencesini tarihsel merakla tasavvufi atmosfer arasında dengeli biçimde yeniden düşünmesinden gelir. Ziyaret kültürü ile tarihsel merak arasındaki bağ, romanın atmosferini belirler. Rivayetlerin çoğulluğu korunurken kişilerin manevi arayışı da anlatının merkezinde kalır.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Ve bazen 'son ' dediğin anda başlar hikayen”
“beklenen güzelse eğer, beklemek de güzeldir”
“insanlar vardı, ama kitaplar candı”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş