“İnsanlar bazen gördükleriyle yetinirler, çünkü görmek istemedikleri şeyleri fark etmek yürek ister.”

Dokuz yaşındaki Bruno, babasının görevi nedeniyle Berlin'deki evinden ayrılıp ailesiyle birlikte Auschwitz yakınındaki ıssız bir yere taşınır. John Boyne, Çizgili Pijamalı Çocuk romanında savaşın ve toplama kampının gerçekliğini, çevresinde olup bitenleri bütünüyle kavrayamayan bir çocuğun bakışından gösterir. Bruno yeni evinde yalnızdır; pencereden gördüğü tel örgünün ötesindeki insanları ve üzerlerindeki çizgili giysileri anlamlandırmaya çalışır. Keşif merakı onu çitin yanında yaşayan yaşıtı Shmuel'le tanıştırır. İki çocuk, fiziksel sınırın iki yanında konuşmaya başladıkça yetişkinlerin kurduğu dünyanın ayrımlarıyla çocukluğun doğrudan arkadaşlık isteği karşı karşıya gelir.
Anlatının merkezinde Bruno'nun masum yorumları ile okurun bildiği tarihsel gerçeklik arasındaki gerilim bulunur. Çit, kampı dışarıdan ayıran engelin ötesinde ayrıcalık, korku ve insanlıktan çıkarma düzeninin somut simgesidir. Shmuel'in yaşadıkları Bruno'nun alıştığı hayatla keskin bir karşıtlık kurarken dostlukları, aynı yaştaki iki çocuğun farklı koşullara mahkûm edilmesini görünür hâle getirir. Boyne sade bir dil ve sınırlı bakış açısıyla önyargının nasıl öğretildiğini, sessizliğin nasıl sürdürüldüğünü ve masumiyetin tarihsel şiddet karşısındaki kırılganlığını inceler. Çizgili Pijamalı Çocuk, finalini açıklamadan dostluk ile ayrımcılık arasındaki çatışmayı izleyen, savaşın ahlaki sonuçlarını çocuk gözünden ele alan bir romandır.
Bookspace topluluğundan 14 gönderi
“İnsanlar bazen gördükleriyle yetinirler, çünkü görmek istemedikleri şeyleri fark etmek yürek ister.”

Bir ev; sokak, şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir.Ev,insanın ailesinin olduğu yerdir,öyle değil mi?
"Her kötü şeyin iyi bir yanını bulmalıyız."
"..., bazen hayatta seçme şansımızın olmadığı şeyler yapmamız gerekir,"
O gün Yahudi çocuklar bugün Müslüman çocuklar

Artık hiçbir şey hissetmiyorum.

Keşfetmekte önemli olan, keşfettiğin şeyin bulmaya değer olup olmadığıdır.

Eğer bana sorarsan hepimiz aynı gemideyiz ve gemi su alıyor.

Artık hiçbir şey hissetmiyorum.

“Sanki bir daha asla neşeli olmayacakmış gibi görünen insanlar var.”

Her kötü şeyin iyi bir yanını bulmalıyız.

“Eğer bana sorarsanız hepimiz aynı gemideyiz ve gemi su alıyor."

Keşfetmekte önemli olan, keşfettiğin şeyin bulmaya değer olup olmadığıdır.

Eğer bana sorarsan hepimiz aynı gemideyiz ve gemi su alıyor.
“Bazı insanları diğerlerinden ayıran şey, görünüşlerinin değil, kalplerinin nasıl olduğunu bilmektir.”
“Biz aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz; ama farklı dünyalarda.”
“Acıyor mu?" "Artık hissetmiyorum.”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş