
Yıldızlara o saf ve güzel görünümü veren yalnızca uzaklıklarıydı.

Morel, İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında yaşadıkları nedeniyle insan doğasına dair ciddi kuşkular taşıyan bir idealisttir. Savaşın ardından Afrika’ya gelir ve fillerin korunmasını kendi mücadelesi hâline getirir. Büyük hayvanların yok edilmesine karşı çıkışı, doğayı savunan tekil bir girişimden insanın şiddet ve merhamet kapasitesini sınayan daha geniş bir davaya dönüşür. Savaşta gördüğü yıkım, başka canlıların uğradığı şiddete kayıtsız kalmasını imkânsızlaştırır.
Romain Gary, Cennetin Kökleri romanında Morel’in kararlılığını savaş sonrasının ahlaki yaralarıyla ilişkilendirir. Toplama kampında görülen insanlık dışı koşullar, onun özgürlük ve yaşam hakkı düşüncesini fillere kadar genişletmesinin arka planıdır. Afrika’da üstlendiği koruyuculuk, insanın başka canlılar üzerindeki gücünü hangi değerlerle sınırlaması gerektiğini gündeme getirir.
Filleri savunmak, Morel için insanlığın kendisi hakkında vereceği kararın simgesidir. İdealinin çevresinde doğa, sömürge düzeni, şiddet ve insan onuru üzerine sorular toplanır. Gary, bir adamın ısrarlı mücadelesi aracılığıyla savaşın ardından yeniden kurulmaya çalışan ahlakı inceler; Cennetin Kökleri, insanın doğayla ilişkisini temel meselelerinden ayırmadan ele alan bir vicdan anlatısı kurar.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

Yıldızlara o saf ve güzel görünümü veren yalnızca uzaklıklarıydı.

"İnsanlığa karşı hastalıklı bir nefret duyarak, Morel gibi fillerin yanında yer almaya çalışmıyordu demek? Hayır, elbette hayır - insanlığın kendisini bu denli tiksindirdiğini düşünmek saçmaydı. Yoksa, hayatının en güzel yıllarını insanlığa önce hidrojen, sonra bazalt bombası yapmak için harcar mıydı?"
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş