
Daha dun gibi hatirliyorum bu kucumen kitabi nereden aldigimi. Montparnasse garindan trene binip Marsilya’ya gidiyordum. Buyulendim. Kisa bir surede bitince, tum iyi romanlarda sizi carpan his, geldi coktu ustume: “Niye bitti ki?” Hakikaten, niye bitmisti ki? Ben, Echenoz’un yeni Fransiz romaninin en buyuk ustatlarindan biri oldugunu bu romanla anladim. Arkasindan Ben Gidiyorum’u okudum. Ayni minvalde bir hikyeydi. O da sahaneydi. Isin tuhaf tarafi, bu kucumen Bir Yil da, Goncourt odulu alan Ben Gidiyorum da, aslinda, amacsiz, plansiz, nedensiz bir kacisin hikyesi. Kahraman niye kendini yollara vurur, niye oradan oraya salinir, basina niye tum bu anlamsiz seyler gelir, dunyaya niye boyle bakar ve daha da onemlisi, nasil boyle buyuk bir kayitsizlikla, buyuk bir sefkatle bakar, sorup durdum kendime… Cozemedim. Cozdugum tek sey, bu romanlarin buyuk bir okuma keyfi barindirdigi. Bu tecrubenin kacirilacak bir tecrube olmadigini dusunuyorum. Hakikisini yapamayacagimiza, yani anahtarlarimizi kapinin yanindaki masaya birakip, kapiyi acip, cikip, merdivenlerden inip, oylesine, nedensiz, kaderimizin bizi goturdugu yere gidemeyecegimize gore… En iyisi, okumak. LY
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!