Kitap bitti sonunda.Takasa açığım, kütüphanemi inceleyebilirsiniz.

Julian Barnes, Bir Son Duygusu'nda geçmişi hatırlamanın güvenilirliğini Tony Webster'ın sakin görünen yaşamı üzerinden sorgular. Emekli bir tarihçi olan Tony, kırk yıl önce yaşadığı bazı olayları zihninde yeniden sıralamaya başlar. İlk bakışta sıradan bir anımsama gibi duran bu süreç, geçmişin sanıldığı kadar düzenli ve tarafsız olmadığını hissettirir.
Tony bir kez evlenip boşanmış, yetişkin kızı Susie ile ilişkisini sürdürmüş ve çatışmadan uzak bir hayat kurmuştur. Ancak kendisine bir günlük bırakıldığını öğrenmesi, unuttuğunu sandığı dönemi yeniden değerlendirmesine yol açar. Eski kız arkadaşı Veronica Ford'un ailesiyle bağlantılı bu gelişme, hatıralarla gerçekler arasındaki boşluğu büyütür ve Tony'nin kendi davranışlarına başka bir gözle bakmasını zorunlu kılar.
Romanın gerilimi dışarıdaki büyük olaylardan çok, anlatıcının kendisi hakkında vardığı sonuçlarda yoğunlaşır. Tony geçmişi açıklamaya çalıştıkça kimliğinin dayandığı rahat kabuller sarsılır. Barnes hafıza, sorumluluk ve kişisel tarih arasındaki ilişkiyi ölçülü bir anlatımla işler; insanın hayatını anlamlandırırken neleri seçtiğini, neleri eksilttiğini ve gecikmiş bir bilgi karşısında kendisini nasıl yeniden tanımladığını inceler.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi
Kitap bitti sonunda.Takasa açığım, kütüphanemi inceleyebilirsiniz.
“bir yelkovandan gerçeğe daha yakın bir başka şey var mıdır? ne var ki bize zamanın eğilip bükülebilirliğini öğretmek, sadece en küçük hazzı ya da acıyı gerektirir. bazı duygular bunu hızlandırır, bazıları ise…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş