
Onun ürkek, iddiasız hâlinin; engin bir gururun maskesi olduğunu sonradan anladım. "En iyi" olamamak korkusu onu çekingen ve suskun yapıyordu.

Halide Nusret Zorlutuna, Benim Küçük Dostlarım’da öğretmenlik yıllarında tanıdığı öğrencileri sevgi, dikkat ve edebî bir duyarlıkla anlatır. Yirmi bir yıl boyunca karşısına çıkan her çocuğu merakla okunması gereken ayrı bir kitap gibi görür. Bu bakış, öğrencileri tek bir davranış kalıbıyla açıklamayı reddeder; çocukların sözlerinde ve tepkilerinde yetişkinlerin kolayca çözemeyeceği anlamlar bulunduğunu kabul eder. Yazar kendisini kesin hükümler veren bir psikoloji uzmanı olarak sunmaz. Tecrübenin soğuk gururundan uzak durur ve gördüklerini, duyduklarını, özellikle de hissettiklerini paylaşır. Kitaptaki kişiler kurmaca kahramanlar değil, öğretmenin hayatına dokunmuş gerçek çocuklardır. Buna rağmen anlatımın edebî niteliği, anıları basit sınıf kayıtlarının ötesine taşır. Benim Küçük Dostlarım, idealist bir öğretmenin öğrencileriyle kurduğu ilişkinin eğitim kadar karşılıklı öğrenme içerdiğini gösteren bir hatıra kitabıdır. Zorlutuna, her öğrencinin benzersizliğine bakarken çocukluk dünyasını romantikleştirmez; anlamakta zorlandığı anları da açıkça kabul eder. Eser, öğretmenliğin bilgi aktarmaktan ibaret olmayan, dikkat, sabır ve sevgi isteyen insani yönünü canlı portrelerle ortaya koyar. Her portre, sınıfın ortak düzeni içinde ayrı bir kişiliğin nasıl fark edilebileceğini gösterir.
Bookspace topluluğundan 1 gönderi

Onun ürkek, iddiasız hâlinin; engin bir gururun maskesi olduğunu sonradan anladım. "En iyi" olamamak korkusu onu çekingen ve suskun yapıyordu.
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş