
Paperback. 16,50 / 23,50 cm. In Turkish. 190 p. "Ben böyle düsünüyorum!" demekle olmuyor. Yillar var ki, "münazara" sözcügü dilden düstü. "Safsata" sözcügü ise her nedense yobazlikla özdeslestirildi, batil inanç anlaminda kullanilir oldu. Oysa akil yürütme yetisinin hatali kullanimi anlamina gelir, bir yöntem sorunundan ibarettir, safsata. Dinle, imanla, inançla ilgisi yoktur. Basta Türkçenin kötü kullanimi olmak üzere, eksik bilgi, önyargi, duygusallik, acelecilik, özensizlik, asiri genelleme, duygu sömürüsü gibi nedenlerden kaynaklanir. Safsata kural oldugunda, konusanlar birbirini duymaz olurlar. Kisir ortami dolayli karalama, sahte açmaz, tecahülü arifane, felaket tellalligi, girift soru gibi laf cambazliklari doldurur. Gece gündüz televizyondan, basindan, siyasilerden, hatta maalesef yakinlarinizdan yayilan temelsiz ahkâmin farkinda olmamaniz mümkün degil. Öyleyse, sorgulayin. Basta konustugunuz Türkçe olmak üzere, fikirlerinizi, tercihlerinizi, size söylenenleri ya da duyduklarinizi illa ki sorgulayin. Bikmadan, üsenmeden, yilmadan sorgulayin. Sosyal medya münazaraya el veren bir mecra degildir, twite laf yetistirmekle kaybedeceginiz zamani mesela "ad hominem" safsata nedir, onu ögrenmeye ayirin. Ögrenin ki, arkanizi dönüp gideceginiz zamani dogru kestirebilesiniz. Kendiniz yapiyorsaniz da, yapmayin. Agzinizdan çikani kulaginiz duysun.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!