
özene bezene yapıştırdığım iskeletim yine kırılıyor ve bu sefer ona birtakım başka parçalarım da eşlik ediyordu. ellerim koşarak gidip ellerini tutmak, burnum boynunun tenhalarına gömülüp derin derin koklamak, gözlerim kollarının arasına sokulup içli içli ağlamak, dudaklarım yüzünün her yerini uzun uzun öpmek ve kalbim cebine girip o nereye giderse onunla gitmek istiyordu. onca yıldır gül gibi geçindiğim organlarım adeta kazan kaldırmış bana karşı isyan çıkarıyorlardı. onları zaptedip olmaları gereken yerde nasıl tutacağımı bilmiyordum. ve sanıyorum ki artık olmaları gereken yerin esasen neresi olduğundan da emin değildim






