
Mahir Ünsal Eriş'in Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde... kitabı, 1980'lerin taşra ve sahil kasabalarında büyüyen çocukların, yorgun yetişkinlerin ve ev içlerine sinen sessiz kırgınlıkların öykülerini bir araya getirir. Ferdi Tayfur şarkıları, tek kanallı televizyon, sigara kokusu ve yaz sonunda boşalan sokaklar yalnız nostaljik ayrıntılar değildir; kişilerin sınıfsal ve duygusal dünyasını kurar.
Öyküler, aile içindeki sevgi biçimlerini, çocuk aklının yanlış anlamalarını, yoksunluğu ve küçük toplulukların baskısını farklı anlatıcıların gözünden belirginleştirir. Mizah çoğu zaman bir savunma hareketi gibi çalışır: utanç, kayıp ve hayal kırıklığı anlatıya sızarken dil canlılığını korur. Çocukluk hatırası, geçmişi kusursuzlaştıran bir sığınaktan çok, yetişkin bakışının yeniden yorumladığı çatışmalı bir alan haline gelir.
Koleksiyonun ortak gücü, dönem eşyalarını insan ilişkilerinden ayırmamasıdır. Popüler müzik ve gündelik konuşma, karakterlerin söyleyemediklerini taşıyan bir hafıza katmanı oluşturur. Eriş'in sıcak ama ölçülü anlatımı, mağlubiyetleri romantikleştirmeden taşranın neşesini ve sıkışmışlığını aynı sahnede tutar. Ayrıntıların tanıdıklığı, her öyküde başka bir aile ve kayıp biçimini ayırt etmeye yarar. Bu hareketli anlatı düzeni, nostaljinin rahatlatıcı yüzüyle belleğin acı veren seçiciliğini yan yana getirir ve ortak geçmiş duygusunu da tek bir duygusal tona kolayca kapatmaz.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
“Birbirinden uzak yaşayan iki insandan birinin ölmesi ne tuhaf, sanki hiç gitmemiş, hep orada bir yerlerde yaşamaya devam ediyormuş gibi.”
“Yaşı kaç olursa olsun bütün kadınların ağlamasında insanın kendi annesinin ağlayışını hatırlatan bir şey var, canından can yolar adamın.”
“Ödü kopuyordu, yazın babam döndüğünde, "Size çocuk emanet ettik, gözünüzün önünde it olmuş haberiniz yok, yazıklar olsun!" diyecek diye. Oysa ben akşamları evde oturduğum halde epey yol almıştım itlikte.”
“Oysa dedem, yalnizca karanlikta kötü olunur saniyordu”
“Sahi, gerçekten de, cennette de âşık olacak mıyız? Orada da kıskanacak mıyız sevdiğimizi ölesiye, öldüresiye. Cennette olabilecek miyiz sevdiğimizle, aramıza ayrılık girmeden? İstememek olmasın orda bari, bırakıp gitmek…”
“Evde, çokça büyük arasında bir çocukla bir yaşlıydık. Bizim bizden iyi dostumuz ve düşmanımız olamazdı. Oyunlarımız eğlenceliydi. Yaşlılar o terk edilmiş, gözden düşmüşlükleriyle evin içinde varlıklarını fark edenlere…”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş