Anayurt Oteli

Anayurt Oteli

Yusuf Atılgan

Yayıncı
Can Yayınları
Sayfa
128
Dil
Türkçe
Yayın yılı
1974

Özet

Taşra kasabasındaki eski bir otelin dar dünyasında Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli romanı, işletmeci Zebercet'in düzenli fakat giderek sıkışan yaşamını izler. Babasından kalan oteli neredeyse hiç terk etmeyen Zebercet, gecikmeli Ankara treniyle gelen bir kadının kısa konaklamasını hayatının merkezine yerleştirir. Kadının geri döneceğine dair beklenti, günlük kayıtlar ve tekrarlarla örülü rutini bozarken dış dünya ile arasındaki mesafe derinleşir. Otel, misafirlerin gelip geçtiği sıradan bir mekândan Zebercet'in yalnızlığını ve saplantısını büyüten kapalı bir evrene dönüşür.

Atılgan'ın ölçülü anlatımı, büyük olaylardan çok küçük hareketler, sessizlikler ve zamanın ağır akışı üzerinden psikolojik gerilim kurar. Zebercet'in bekleyişi yalnız kişisel bir takıntı değildir; bastırılmış arzuların, toplumdan kopuşun ve görünmez kalma duygusunun kesiştiği bir eşik oluşturur. Otelin geçmişi ile kasabanın durağanlığı birbirine karışırken roman, modernleşmenin dışında bırakılmış bireyin iç dünyasını sert bir açıklıkla gösterir. Takvimler, oda kayıtları ve yinelenen alışkanlıklar, zamanın ilerlemediği duygusunu güçlendirir. Misafirlerin geçiciliği Zebercet'in yerinden kımıldayamamasıyla karşıtlık kurar; her yeni geliş, bekleyişin kapalı düzenini daha da keskinleştirir. Bu sıkışma, toplumsal görünmezliğin psikolojik ağırlığını anlatının biçimine taşır. Mekân ile zihnin giderek birbirine benzemesi, anlatının tedirgin edici ritmini sonuçları açıklamadan güçlendirir.

Bu kitap hakkında gönderiler

Bookspace topluluğundan 13 gönderi

z3nan@z3nan· 8ay🇹🇷

Anayurt Oteli’ni okuyup bitirenler Zebercet’tir. Başlayıp orasında burasında bırakanlar da Zebercet’tir. Hiç okumayanlar, Zebercet olduklarını hiç bilmiyorlar daha.

10
Kuda@kuday· 10ay🇹🇷

“İlle gerekli miydi başkaları?”

8
melisa@latinfare· 5ay🇹🇷

dunyanin en sacma konusu su kitapta yani surekli azanbi adam hani sal bi kariyi oldurup atti bos yere de neydi amac yani bunun yeribe baskankitap alsaydim amk bide pahaliydi !!!ZAMAN KAYBI!!

6
Kuda@kuday· 10ay🇹🇷

“Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak.”

5
Nedim@evreninsan· 6ay🇹🇷

“Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak.”

5
Arif say@arifcan· 4h🇹🇷

"Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak."

5
nazoryan pavese@nazoryan· 9ay🇹🇷

Anayurt Oteli’nin Zebercet’ine kadar bir anti kahraman romanın kahramanı olmadı. Gecikmiş Ankara treniyle gelen ve büyük ihtimalle bir daha da asla gelmeyecek bir kadına aşık olup günlerce/haftalarca bekleyen Zebercet roman tarihimizin en ilginç aşığıdır aynı zamanda. Zebercet karanlıktır kötücüldür ama nefret etmeyiz ondan. Bildiğiniz böyle bir ana kahraman var mı? ben hatırlamıyorum okumadım. Yusuf Atılgan’ı okuyunca yanlış dönemde edebiyat yaptığını anlıyorsunuz. istanbul’un bilmediği istemediği taşrada öğretmenlik yapan birisi

3
Murat Tan ( bir camus kurumunda yabancı )@murat83· 9ay🇹🇷

Kadın erkek arasındaki tarihsel iktidar ilişkisini anlatır esasen. Cumhuriyet öncesi erkeğin kölesi olan kadın, Cumhuriyet sonrası güçlenince erkegin kaybolan iktidarı ve bu iktidarin yarattığı yıkım.

2
Nedim@evreninsan· 6ay🇹🇷

''Bir eylemin ertesini, sonuçlarını göze alabilirse ya da bunlara kayıtsız kalabilirse, insanın yapmayacağı şey yoktu.''

2
Güven@makustalih· 10ay🇹🇷

Bedenin dayanma gücünü zorlamak da bir çeşit kendini öldürmek değil miydi?

2
mustafa@mustafamustafa· 7ay🇹🇷

"Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak."

1
Ugur@jeo· 1y🇹🇷

Psikoloji tillahı, en sevdiğim yorumlardan birisi “ne ölmeyi ne yaşamayı hakedenlerin kitabı.” Bazen çok şanslıyız çünkü böyle eserler var. Tavsiyemdir.

1
Güven@makustalih· 10ay🇹🇷

Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak.

1

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?

Uygulamada oku

Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş

Uygulamayı indir