bildiğim her dilde kitap okurum. bildiğim her dilde müzik dinlerim. bildiğim her dilde mutsuzum

Müzeyyen, kendi hayatını uzun süre başkalarının yazdığı bir sahne metni gibi yaşamıştır. Nejat Bey ile Meral Hanım'ın kızı, annesinin kuzusu ve babaannesinin biriciği olmanın ötesinde kim olduğunu bilemez. Yekta Kopan'ın Aile Çay Bahçesi romanı, bu kimlik boşluğunu aile içinde öğrenilen rollerin diliyle açar. Müzeyyen'in hangi taraftan sahneye gireceğine, ne giyeceğine ve nasıl uslu kalacağına sanki hep başkaları karar vermiştir.
Kardeşinin doğumuyla kendi varlığının silinmeye başladığını hissetmesi, bastırılan öfkeyi görünür kılar. Kitaplarda, radyo oyunlarında ve filmlerde kendisini açıklayacak bir karakter ya da cümle arayan kadın, sonunda aile yaşamının gizli şiddetine karşı durmaya yönelir. Bu başkaldırı, yalnız geçmişte yapılanların hesabını sormak değil, kendisine biçilen uslu kız rolünü söküp atmak anlamına gelir.
Romanın tiyatroya özgü replik ve mizansen imgeleri, Müzeyyen'in kendilik arayışını biçimlendirir. Aile üyeleri arasındaki sevgi, beklenti ve görünmez baskı iç içe geçerken anlatı, okuru kahramanın belleğiyle hesaplaşmasına yaklaştırır.
Aile ilişkilerinin kişisel kimliği nasıl kurduğuna ilgi duyan okur, Müzeyyen'in sesi üzerinden itaat ile öfke arasındaki gerilimi izler. Kopan, gündelik ev hayatının sessizce biriktirdiği yaraları psikolojik yoğunluğu yüksek bir yüzleşmeye taşır.
Bookspace topluluğundan 2 gönderi
bildiğim her dilde kitap okurum. bildiğim her dilde müzik dinlerim. bildiğim her dilde mutsuzum

“Biri otursun karşıma, izah beklemeden bütün hayatımı dinlesin istedim..”
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş