Rafet Elçi'nin Ahrar romanı, siyaset, bilim, aşk ve tasavvufu tarihsel kişiliklerin kesişen dünyasında buluşturur. Emir Timur, Yıldırım Bayezid ve Mirza Şahruh devlet ile kanunun farklı yüzlerini temsil eder. İktidar mücadelelerinin karşısında Uluğ Bey, Kadızade Rumi ve Cemaleddin el-Kâşi'nin ilim, ilerleme ve aydınlanmaya dönük arayışları yer alır. Saray ile düşünce dünyası aynı tarihsel sahnede karşılaşır.
Muhammed Parsa, Yakub-u Çerhi ve Şah-ı Nakşibend varlık, yokluk ve hakikat meseleleri çevresinde tasavvufi bir eksen kurar. Öge Begüm Sultan, Saray Mülk Hatun ve Sevgi Hanım aşk, bağlılık ve sadakatin farklı biçimlerini taşırken; Halil Sultan, Selman Bey ve Kulaksız yiğitlik, cesaret ve dürüstlükle sınanır. Romanın geniş karakter kadrosu, büyük tarihsel dönüşümleri kişisel seçimler ve manevi sorular üzerinden işler.
Bütün bu adları ve nitelikleri yeniden düzenleyen merkezî kişi Ubeydullah Ahrar'dır. Onun arayışı, farklı unvanların ve dünyevi konumların üzerinde Hak adını başa yerleştirmeye yönelir. Siyasi çatışma, bilimsel merak, güçlü bir aşk ve tasavvufi düşünce tek bir anlatıda birleşir. Ortaya çıkan roman düzeni, tarihin görkemli kişileri aracılığıyla insanın hakikat karşısındaki konumunu sorgular.