Akdeniz'in siyasal ve kültürel geçitlerinde Amin Maalouf'un Afrikalı Leo romanı, Hasan el-Vezzan'ın Granada'dan başlayıp Fas, Kahire ve Roma'ya uzanan yaşamını hayalî bir otobiyografi biçiminde kurar. Savaşlar, sürgünler ve iktidar değişimleri arasında farklı adlar ve kimlikler taşıyan anlatıcı, ait olduğu yerleri sürekli yeniden tanımlamak zorunda kalır. Tarihsel bir kişiden hareket eden roman, biyografik boşlukları kurmacayla doldurur; bu nedenle olayları kesin bir tarih kaydı değil, dönemin çatışmalarını insan deneyimi üzerinden yorumlayan bir anlatı olarak sunar.
Maalouf, on altıncı yüzyıl Akdeniz'ini tek bir uygarlığın merkezinden değil, diller ve inançlar arasında hareket eden bir yolcunun bakışıyla ele alır. Hasan'ın karşılaştığı toplumlar, kimliğin sabit bir mirastan çok göç, kayıp ve karşılaşmalarla biçimlendiğini gösterir. Şehirler değiştikçe anlatının tonu da merak, tedirginlik ve uyum arasında dolaşır. Granada'nın düşüşünden Roma'daki yeni hayatına uzanan geçişler, din ve iktidarın insanın adı üzerindeki etkisini de açığa çıkarır. Anlatıcının her çevrede başka bir yüz kazanması, kimliğin parçalanmasından çok çoğul bir hafıza oluşturur. Bu hareketli yapı, tarihsel genişliği kişisel aidiyet sorusuna bağlar ve kültürler arası geçişin hem zenginleştirici hem de kırılgan yanlarını birlikte taşır.