
Çevresindeki insanlardan uzaklaşan bir adam, mutluluğu kendisine ait bir adada bulacağına inanır. D. H. Lawrence'ın Adaları Seven Adam adlı uzun öyküsünde bu kaçış arzusu gerçekleşir; kahraman, toplumsal bağları azaltıp kendi kurallarını kurabileceği kapalı bir dünya yaratmaya çalışır. Fakat yalnızlık, dışarıdaki sorunları geride bırakırken insanın kendi bilincindeki çatışmaları ortadan kaldırmaz.
Lawrence, ada fikrini huzurlu bir sığınak olarak romantikleştirmek yerine modern insanın yabancılaşmasını sınayan bir deney alanına dönüştürür. Başkalarıyla yaşamanın yükünden kurtulma isteği, ilişki ve aidiyet ihtiyacıyla karşı karşıya gelir. Kahramanın özgürlük arayışı derinleştikçe mutlak yalıtılmışlığın bedeli belirginleşir. Anlatı, “hiç kimsenin bir ada olmadığı” düşüncesini bireysel bir ütopyanın çözülüşü üzerinden tartışır.
Kitap, başlık öyküsünün yanında “Dokundun Bana” ve “Sallanan At Birincisi” adlı iki öyküyü daha içerir. Adaları Seven Adam, üç farklı anlatıda yalnızlık, arzu ve modern hayatın yarattığı ruhsal baskıları bir araya getiren bir derlemedir. Her anlatı, yakınlık isteğinin farklı ve beklenmedik bir yüzünü açar. Lawrence'ın karakterleri, kaçışın mekân değiştirmekten fazlasını gerektirdiği gerçeğiyle yüzleşir.
Bu kitap hakkında henüz gönderi yok. Uygulamada ilk paylaşan sen ol!
Uygulamada oku
Alıntıla, işaretle, okuduklarını paylaş