Okuma

Elif Şafak'a Nereden Başlamalı?

· 6 dk okuma

Elif Şafak okumak isteyen birine çevresindeki herkes aynı kitabı uzatır: Mevlânâ ile Şems'in karşılaşmasını günümüzden bir kadının hayatına bağlayan, 2009 tarihli Aşk. Oysa en çok satan kitap, her okur için en doğru başlangıç değildir. Şafak'ın romanları ton olarak birbirinden epey uzaktır; tasavvuf anlatısıyla arası olmayan biri ilk denemede yanlış kapıdan girerse, yazarla ilişkisi elli sayfada bitebilir.

Strasbourg doğumlu (1971) yazar, Türkçe ve İngilizce kaleme aldığı romanlarla iki dilli bir külliyat kurdu. İlk romanı Pinhan (1997) çift cinsiyetli bir dervişin hikâyesiydi ve 1998'de Mevlânâ Büyük Ödülü'nü aldı; ölümünden sonraki dakikalarda anıları zihninde dolaşan Tequila Leyla'yı anlattığı On Dakika Otuz Sekiz Saniye ise 2019'da Booker Ödülü kısa listesine kaldı. Aradaki yirmi küsur yılda biriken kitaplar, üç ayrı giriş kapısına indirgenebilir.

Elif Şafak'tan hangi kitapla başlamalı? Önce damarınızı seçin

Külliyat kabaca üçe ayrılıyor: İstanbul'u apartman ölçeğinde anlatan kara mizah damarı, tasavvuf ve aşk ekseninde ilerleyen anlatılar, bir de aile sırları üzerinden tarihle hesaplaşan romanlar. İlk kitabınız, hangi damar size yakınsa oradan çıkmalı; üçü de aynı yazarın elinden ama üç bambaşka okuma deneyimi sunuyor. 'En sevilen kitabı hangisi' listeleri bu yüzden yanıltıcıdır: Aşk'ı bir çırpıda bitiren okur Bit Palas'ın koridorlarında sıkılabilir, Bit Palas'a bayılan okur Aşk'ı fazla mesajlı bulabilir.

İstanbul mozaiği isteyene: Bit Palas

Bit Palas (2002), Bonbon Palas adlı eski bir apartmanın on dairesini kapı kapı dolaşır: ikiz kuaförler Cemal ile Celal'den, temizlik takıntısı yüzünden neredeyse kimseyi içeri almayan Hijyen Tijen'e, köpeği Gaba ile yaşayan öğrenci Sidar'a uzanan bir kadro. Binayı kuşatan çöp kokusu, romanın hem gerçek konusu hem de şakasıdır. Koca şehri tek binaya sığdıran bu kurulum, Şafak'ın mizah tarafını görmek için en iyi yer; 'ağır ve mistik' beklentisiyle gelen okur burada bambaşka bir yazarla karşılaşır.

En bilinen kapı: Aşk ve tasavvuf hattı

Aşk'ta — İngilizce aslının adıyla The Forty Rules of Love — iki hikâye paralel akar. Massachusetts'te yaşayan kırk yaşındaki Ella Rubinstein, bir edebiyat ajansı için 'Aşk Şeriatı' adlı bir roman dosyasını okumaya başlar; dosyanın içindeyse 1240'lar Konya'sında Mevlânâ ile Şems-i Tebrizî'nin karşılaşması vardır. Şems'in kırk kuralı bölümler boyunca tek tek dökülür, iki zaman düzlemi birbirini yankılar. Tasavvuf anlatısına açıksanız en bilinen kapı gerçekten de en doğrusu; mesafeliyseniz bu kitabı listenizin sonuna koyun, çünkü Şafak'ın tek sesi bu değil.

Tarihle yüzleşmek isteyene: Baba ve Piç

Baba ve Piç (2006), erkekleri genç yaşta ölen Kazancı ailesinin İstanbul'daki dört kuşak kadınını, Amerika'dan gizlice gelen Ermeni asıllı Armanoush'un ziyaretiyle sarsar. On dokuz yaşındaki Asya ile Armanoush'un karşılaşması romanın motorudur; bölümlerin tarçından kuru kayısıya aşure malzemeleriyle adlandırılması ise sofrayı hafızanın sahnesine çevirir. Roman yayımlandığı yıl Türkiye'de dava konusu oldu ve yargılama beraatle sonuçlandı; kitabın etrafındaki bu gürültü, ele aldığı meselenin sıcaklığı hakkında da fikir verir. Aynı damarı sürdürmek isteyene İskender (2011) hazır bekler: Fırat kıyısındaki bir köyden 1970'lerde Londra'ya göçen Toprak ailesinde bir namus cinayetinin öncesi ve sonrası anlatılır; anne Pembe ile köyde kalan ikizi Cemile'nin hattı, romanın en güçlü tarafıdır.

Dil meselesi: Türkçe mi, İngilizce mi?

Bilinmesi gereken bir ayrıntı daha var: Şafak, 2000'lerin ortasından bu yana romanlarının çoğunu önce İngilizce yazıyor; Türkçe basımlar çeviri sürecinden geçiyor. Kimi okurun 'üslubu eskisinden farklı' hissinin kaynağı budur. Erken dönemin Osmanlıca kelimelerle örülü Türkçesini merak edenler için Pinhan ile Bit Palas, sonraki dönemin daha yalın anlatımı için Aşk ve sonrası doğru adres.

Kısa bir test yapın: aklınızda İstanbul'un apartman sesleri varsa Bit Palas'ı, bir dönüşüm hikâyesi varsa Aşk'ı, aile içinde tarih tartışmaları dönüyorsa Baba ve Piç'i alın. İlk elli sayfada üslupla uyuşup uyuşmadığınızı anlarsınız; uyuşmadıysa sorun sizde değil, kapı seçiminde — bir sonraki denemeyi başka damardan yapın.

Bu damarı sürdürmek için çağdaş Türk romanı rafına göz atın.

#Elif Şafak #nereden başlamalı #çağdaş Türk edebiyatı

İlgili yazılar

Senin Gibi Okuyan Biriyle Tanışmaya Hazır mısın?