
yoksulum ;kimsesiz, ufak tefek, gösterişsizim diye duygusuz, ruhsuz muyum sanıyorsunuz?

Jane Eyre (originally published as Jane Eyre: An Autobiography) is a novel by English writer Charlotte Brontë, published under the pen name "Currer Bell", on 16 October 1847, by Smith, Elder & Co. of London. The first American edition was published the following year by Harper & Brothers of New York.[1] Jane Eyre follows the experiences of its eponymous heroine, including her growth to adulthood and her love for Mr. Rochester, the brooding master of Thornfield Hall
Bookspace topluluğundan 15 gönderi

yoksulum ;kimsesiz, ufak tefek, gösterişsizim diye duygusuz, ruhsuz muyum sanıyorsunuz?

İnsanlar zalim ve adaletsiz kişilere karşı hep nazik ve itaatkâr olursa kötüler bunu kullanır, hiçbir şeyden çekinmezler ve bu yüzden de değişmek bir tarafa, gittikçe daha kötüleşirler.

“Hadi, hadi Jane, ağlamasana!” dedi. Ateşe, “Yanmasana!” demekle birdi bu.

"Kadınlar yemek pişirip çorap örmekle, piyano çalıp nakış işlemekle yetinsin," demeleri dar kafalılıktır! Bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir

"Ne hâlin varsa gör... Ben kitabıma dönüyorum." Yıllar önce filmini sıkıla sıkıla ayıp olmasın diye bitirdiğimden olsa gerek, kitabını okuma hevesim hiç olmamıştı. Bazı hikayelere yönetmenin kamerasından değil, yazarın kaleminden dahil olabiliyosun cidden.

"Sadece seninle, sessiz bir adada olmak isterdim; dertlerden, tehlikelerden, iğrenç hatıralardan uzakta."

Bütün dünya senden nefret etse ve hepsi yalancı olduğuna inansa bile eğer senin vicdanın rahatsa başını dik tutmalısın..

ah Jane’m 🥹

Hasta yatağında yatmak ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olmak ne kadar üzücü. Bu dünya öyle güzel ki... Buradan kopup bilinmeyen bir yere gitmek zorunda olmak çok acı verici.

Eski bir söz vardır, 'Her ışıldayan, altın değildir,' derler.

Bence hayat kin beslemek ya da yapılan yanlışları düşünüp durmak için çok kısa.

Üşüyorsun; çünkü yalnızsın, içinde gömülü duran ateşi hiçbir insanın yakınlığı alevlendirmiyor. Hastasın; çünkü duyguların en güzeli, insanoğluna bağışlanan en tatlı, en yüce duygu senden uzak duruyor. Aptalsın; çünkü onca acı çekerken gene de mutluluğu yanına çağırmaktan kaçınıyorsun; onun seni beklediği yere doğru bir adım atmaya bile yanaşmıyorsun.

bu kitabı okurken çok çelişkiye düştüm çünkü aralarında yaş farkı olmasına rağmen Jane Eyre'ye aşık olan bir adamın terk edilişi ve daha sonra Jane Eyre'nin o kişiyi düşünmesi biraz düşündürücüydü hem seni seven adamı terk edip hem de sonra onu düşünmesi akıllarda madem onu düşünüyorsun neden bıraktın sorusunu akla getiriyor

sad story for jane :/

en parlak yıldızların üzerinde bile lekeler vardır.