
Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz | Martin eden, Jack London

Ambientato a San Francisco, <i>Martin Eden</i> è la storia di un giovane marinaio che cerca di elevarsi dalla sua umile condizione, perseguendo in modo ossessivo il sogno di costruirsi un'istruzione e ottenere la fama letteraria. In questo slancio lo ispirano e lo sostengono l'amore per la bellezza e per Ruth, una ragazza dell'alta borghesia che il protagonista conosce per caso e di cui si innamora. London, insoddisfatto dei mancati riconoscimenti del suo lavoro, convoglia nel romanzo la propria frustrazione, veicolando attraverso il protagonista, suo alter ego, la profonda fede socialista e la feroce critica all'individualismo e all'eccesso di ambizione che dominavano la società statunitense dei primi anni del Novecento, e dà vita al personaggio più vitale e originale della sua intera opera.
Bookspace topluluğundan 184 gönderi

Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz | Martin eden, Jack London

“İnsan, hayatı boyunca peşinden koştuğu idealleriyle ölçülür.”

Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz..

“Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.”

Martin Eden, Ruth'un kendi sınırlı dünyasında ona sunduğu güvenli ve düzenli hayat çabasını reddedip onu küçümserken; Ruth da Martin’in dehasını ve özgün ruhunu sadece ünlendiğinde mi sevmeye değer bulmuştur? Sence hangisinin hatası daha yıkıcıydı? Martin’in entelektüel kibri mi, yoksa Ruth’un kalıplara sıkışmış sığ sevgisi mi?

"Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer."

" bırakın kanim kaynayarak geçsin ömrüm! içip hayal şarabını yatayım sarhoş! görmesin şu çamurdan ruh evini gözüm Tozun içine devrilmiş biri mabet, bomboş!'

Midemi bulandırıyorlar. Halbuki düşünsene, bir zamanlar bütün masumiyetimle yüksek makamlarda oturan, güzel evlerde yaşayan, banka hesabı olan eğitimli insanların ne kadar değerli olduklarına inanırdım.

Şu anda anlayamadıgim ama anlayabileceğimi bildiğim inançlarını seviyorum. Anlamaya adayacağım kendimi.

Hissediyorum... ama anlatamıyorum...

İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... ama anlatamıyorum.

"En hızlı giden, yalnız gidendir."

" Açlık çekerken aklına dünyanın dört bir yanında açlıktan ölmek üzere olan binlerce insan gelmişti, ama şimdi ziyafetten yeni kalkmışçasına toktu ve açlık çeken insanlar artık zihnini meşgul etmiyordu. Onları unutmuştu ve şimdi bir aşık olarak dünyadaki sayısız aşığı düşünüyordu."

'Bundan sonra yalnız kalmayasın diye seni bu akşam kitap okuyan diğer adamlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer olur.

“Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."

bir zamanlar sofralarına oturmak için can attığı ve son derece kültürlü olduklarını düşündüğü o yüksek kesimin aslında ne kadar da sığ ve sahte olduğunu keşfedecektir.

"Ben hasta bir adamım. Hayir, bedenim degil, ruhum hasta, beynim hasta. Bütün degerlerimi kaybettim sanki. Hicbir seyi umursamiyorum. Birkaç ay önce gelseydin her sey çok farklı olurdu. Ama artik çok geç."

"Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım. Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer."

gerçekten sosyal bir statü mü yoksa gerçek bir aşk hikayesi mi😊

Ben hâlâ aynı Martin Eden'ım; dün açken bugün neden beni yemeğe çağırıyorsunuz? — M. Eden

"Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım Hayat ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer."

Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz.

“Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz!!!!"

‘’ Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz. ‘’