
Keman çalan bir insanın fotoğrafı her zaman etkilemiştir beni. Tüm dertlerini başını omzuna yasladığı bir dostuna anlatıyor gibidir kemancı.

once Cocuklar ve Kadinlar mi? once Kadinlar ve Cocuklar mi? Ya da kimse bu gemiyi terk etmek istemez mi? Sunay Akin tarihimizin kiymetli batiklarini: gemilerini, sairlerini, gezginlerini, asiklarini vd. okurunu saran, sarmalayan uslubuyla adeta karaya cikariyor kaleme aldigi oykulerde. Bu kitabi okurken calan canlari, acele icinde kosusturup bagrisan micolari ve hatta ayaklarinizi islatan dalgalari bile fark edemeyebilirsiniz… Telasa luzum yok, bu gemi hic batmaz!..Sayfa Sayisi: 282Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Is Bankasi Kultur Yayinlari
Bookspace topluluğundan 3 gönderi

Keman çalan bir insanın fotoğrafı her zaman etkilemiştir beni. Tüm dertlerini başını omzuna yasladığı bir dostuna anlatıyor gibidir kemancı.

Atatürk'ün top arabasına konulan cenazesini görmeye gelen Mina Urgan, aile dostu bir avukatın Karaköy'de caddeye bakan bürosuna gider. Top arabası görülünce dolu yağıyormuşçasına 'çıt çıt çıt' sesleri duyulur aniden. Giysilerinin düğmelerini koparıp yere atan Yahudiler çıkarır bu sesi. Ölenin ardından düğme koparıp yere atmak bir yas geleneğidir Yahudilerin.

Farelerden kurtulmanın çaresi, Çin filosuna ait gemileri ziyaret sırasında bulunur. Çinlilere sorunlarını anlatan denizcilerimiz, farelerden kurtulma konusunda son derede ilginç ve bir o kadar da korkunç bir yol öğrenirler! Çinli denizciler on-on beş tane farenin yakalanıp bir tel kafese kapatılmasını ve sadece su verilmesini önerirler. Üçüncü günün ardından açlıktan farelerin birbirini yemeye başlayacağını ve iki hafta sonra hayatta kalmayı başaran üç dört tane güçlü farenin gemiye salınmasını söylerler. Çin gemilerinde kullanılan bu yönteme göre yamyamlaşan fareler hemcinslerini yiyecek, onlara yakalanmak istenmeyenler de gemiden denize atlayacaktır.