
İçimizdeki en karanlık odalar, en çok ışığı hak eden odalardır.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın modernleşme, bürokrasi, zaman ve toplumsal değişim üzerine kurduğu büyük hiciv romanıdır. Hayri İrdal'ın hayatı, Doğu ile Batı arasında yönünü arayan bir toplumun ironik aynasına dönüşür.
Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde kurumların, fikirlerin ve insanların nasıl birer gösteriye dönüşebildiğini ince bir mizahla anlatır. Halit Ayarcı'nın girişimci enerjisi ile Hayri İrdal'ın savruluşu, romanın hem komik hem de hüzünlü tonunu besler. Eser, Türk edebiyatında zaman fikrini en özgün biçimde işleyen metinlerden biridir. Her okunuşta yeni ayrıntılar açan bir klasiktir.
Bookspace topluluğundan 52 gönderi

İçimizdeki en karanlık odalar, en çok ışığı hak eden odalardır.

"Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu. " Vakıa ~gerçekten

"İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz."

'Çok dikkat ettim, masallar adla başlar. Ceketinize veya boyun bağınıza eskiliği veya güzelliği yüzünden bir ad verin, derhal hüviyeti değişir, bir çeşit şahsiyet olur.'

çünkü hakikî bir yaşam sadece "an" da değil, geçmişin izleriyle ve geleceğin sorumluluğuyla birlikte kurulur

Hayır azizim, öyle bir şey olamaz. Bir insan bütün hakikatleri bilmez, bilemez… Ahmet Hamdi Tanpınar

Ben aşktan daima kaçtım .Hiç sevmedim .Belki bir eksiğim oldu.Fakat rahatım .Aşkın kötü tarafı ibsanlara verdiği zevki eninde sonunda ödermesidir.Şy veye bu şekilde...Fakat daima ödersiniz.Hiç bir şey olmasa,bir insanın hayatına lüzumundan fazla girrsiniz ki bundan daha korkunş şey olamaz...

Ben aşktan daima kaçtım. Hiç sevmedim. Belki bir eksiğim oldu. Fakat rahatım. Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde. Fakat daima ödersiniz. Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz.

işte o zaman bir insanın, başkalarının hayatındaki yerini öğrendim.

“Mühim olan saatlerin doğru gitmesi değil, insanların birbirini anlamasıydı.”

⏱️"Şu hakikatı kendi hayatım bana öğretti: İnsanoğlu, insanoğlunun cehennemidir.." 🕜Sabır, insanoğlunun tek kalesidir. 🕕"Hayatı güçleştiren şeylerden hoşlanacak yaşta değilim." 🕘- Bak doktor, dedim. Benim hiçbir şeyim yok. Sadece talihsizim.

Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vâkıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.

Fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.

Hayatı güçleştiren şeylerden hoşlanacak yaşta değilim.

insanoğlu insanoğlunun cehennemidir

Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.

Kitaplara bakarsanız, kendilerini dinlerseniz, insanoğlunun esas vasfı akıldır. Onun sayesinde diğer hayvanlardan ayrılır. Beylik sözüyle hayata hükmeder. Fakat kendi hayatlarına teker teker bakarsanız bu yapıcı unsurun zerre kadar müdahalesini göremezsiniz.

"İnsan yaradılışı tam bir eşitliğe razı olamaz. Ufak tefek imtiyazların teşvikine de muhtaçtır. Diyebilirim ki, bizzat iyilik dahi, ancak ceza görmesi ve ayıplanması icap eden bir kötülüğün bulunmasıyla kabildir."

insanoğlu insanoğlunun cehennemidir.

Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vâkıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.

“İnsanoğlu insanoğlunun cenenemidir..” Ne yazık ki öyle.

Şahıslar üzerinden batılılaşmanın ele alındığı bu romanda gerçek bir karakter olsaydı Hayri Irdal’a tavsiyem: İnsanlar geçmişinde, gününde zorluklarla hayal kırıklığıyla karşı kaşıya kalabilir bu doğanın kanunudur. İnsanı güçlü yapan şey kendine gerçekleştirmek ve yeteneğin dahilinde bir yolda ilerlemek olmalı ve asla manipülatif insanların yönlendirmesinde olmamalı.

Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanlar anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.

Bak doktor, dedim. Benim hiçbir şeyim yok. Sadece talihsizim.