
“tanıdıklarıma da, tanımadıklarıma da sonsuz bir merakla bakarım. tanıdıklarımı daha çok, daha iyi anlamaya çalışır, uzun uzun incelerim. tanımadıklarıma -örneğin vapurda karşımda oturan kişi fazla sevimsiz değilse- ona bakar bakar, hakkında çeşitli öyküler uydurur, senaryolar kurgularım. iflah olmaz faşistleri, kendi inandıklarına inanmayanları kesmeye hazır köktendincileri ve doğuştan kötü yüreklileri kesinlikle dışlayarak, insanları severim. kutsal kitap’da çok güzel bir sözcük vardır, “loving-kindness.” işte ben insanlara, hem sevgiyle, hem de iyi yürekli olarak yaklaşmak isterim. eğer biri faşist, köktendinci ya da kötü yürekli değilse; ama ben onu gene de sevemiyorsam, kusuru o insanda değil, kendimde bulurum ve ne yapıp yapıp, onu sevmenin yolunu bulurum sonunda.”






