
Nedir; dedim bu yaşamak? Bir düş dedi; bir kaç görüntü.

(...) Dilimde bütün szöcükler yetersiz kaldı Uçuşan bir çift kelebeği seyrederken Özendim onların o yalın sevdasına Sözcüklerin ininde böyle tökezlerken (...) Kitabın İçinden Sayfa 43
Bookspace topluluğundan 13 gönderi

Nedir; dedim bu yaşamak? Bir düş dedi; bir kaç görüntü.

Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin.
"Cennette huriler varmış, kara gözlü; İçkinin de ordaymış en güzeli. Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz: Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili"

42. İnciyi isteyen dalgıç olacak; Varı yoğu dosta verip dalacak. Canı avucunda, nefesi göğsünde: Ayağı baş olacak, başı ayak

125. Yoksul, dertli gönlüm arar sevgilisini; Aklı gelmez başına, yer kendi kendini. Bana sevgi şarabını sundukları gün Kana boyamışlar varlık kadehimi.

124. Kambur Felek, sen ne konaklar yıka geldin; Kin beslersin bize, zulüm eski adetin. Şu kara toprağın göğsünü bir yarsalar, Ne inciler yatar içinde bilir misin?

8. Her sabah yeni bir gün doğarken, Bir gün de eksilir ömürden; Her şafak bir hırsız gibidir Elinde bir fenerle gelen.

İçin temiz olmadıktan sonra Hacı hoca olmuşsun, kaç para! Hırka, tespih, post, seccade güzel: Ama Tanrı kanar mı bunlara?

Ben ne camiye yararım, ne havraya! Bir başka hamur benimki, başka maya. Yoksul gâvur, çirkin orospu gibiyim Ne din umurumda, ne cennet, ne dünya!

Ne yazık, pişmiş ekmek çiğlerin elinde; Ne yazık, çeşmeler cimrilerin elinde. O canım Türk güzeli kömür gözleriyle, Çaylakların, uğruların, eğrilerin elinde.

Varlığımın kökleri yeşerip dal budak da verse, Eğreridir bu ömür diye giydiğin elbise. Mıhları gevşek bir gölgeliktir beden çadırı, Pek güvenme sakın ne kadar sağlam da görünse.

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri? Sana düşer azapların, tövbelerin beteri. Alçakları besler, yoksulları ezer durursun: Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.

Dert çekme boşuna hep gülde yaşa Zulüm yolunda hakkı bulda yaşa sonu yokluk madem bu dünyamızın yok bil kendini özgür olda yaşa