
"Sürekli gitmek istemek de, bir yerde,hiçbir yerde olmak istemek değil mi? Hiçbir yerdeyim."

<p> </p><p>Tezer Özlü, bir başka kutupta kendisiyle aynı yazgıyı paylaşan Oğuz Atay gibi, beklenmedik bir anda edebiyatımızdan demir aldı. Yazar ile sahici efsanesini birleştiren bu anlatı, hem yoğun bir vasiyetname niteliği taşıyor, hem de hayata ender görülen acılıkta bir perspektiften tanıklık ediyor. Tezer Özlü, Türk edebiyatının gamlı prensesi. Yayınevinin notu: Bu kitap, yazarın Almanca kaleme aldığı <i>“Auf dem Spur eines Selbsmords” (Bir İntiharın İzinde)</i> adıyla 1983 Marburg Yazın Ödülü’nü alan metnin Türkçesidir. Bu kitap dilimizde, yazarı tarafından <i>Yaşamın Ucuna Yolculuk</i> (1984) adıyla bir anlamda yeniden yaratıldı.</p>
Bookspace topluluğundan 13 gönderi

"Sürekli gitmek istemek de, bir yerde,hiçbir yerde olmak istemek değil mi? Hiçbir yerdeyim."

Her şey geçiyor. Hiçbir şey geçmese de.

“Sevilmek değil, sevilirken yetmek zor.” ( Gününüz aydın olsun bookspace insanları)

Hiçbir yerden gelmiyorum. Kendimden başka.

Kendine yaşamın sonunu başlangıç yaptın.

“Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi”

“Yaşamak, bir ağacın gövdesine yaslanıp uzaklara bakmaktır bazen.”

İnsan kendi yarasına aşık olur mu? Ben oldum. Çünkü o yara, hayatta olduğumu bana hatırlatan tek şeydi. Kanadıkça yaşadığımı hissettim."

“Yaşamak değil, katlanmak zorunda kaldım.” ( katkat 9 kat çalmistim çocukken param yoktu diye o günden beridir hayata katlanıyorum)

"her düşünce, her konuşma kendi kendine olmak demektir. bir şeyi bir insanla bölüşmek gene kendi kendinle bölüşmek demektir. bir insanla sevişmek, gene kendi kendinle sevişmek demektir. birisiyle birlikte olmak, yalnız olmak demektir. bunu çıkarma aklından."

"bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım. inemiyorum. yaşayamıyorum. ölemiyorum."

Görmek istediği ben değilim. Biliyorum.

Tren raylarını severim. Bağımsızlığı, gidebilmeyi, kalmak zorunda olmamayı, uymak zorunda olmamayı anımsatır. Tren rayları bir tür bağımsızlıktır benim için.