
Eğer bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkedeki insanların nasıl öldüğüne bakın.

Veba, Albert Camus'nün salgın altındaki Oran kentini insan dayanışması, korku, ölüm ve başkaldırı temalarıyla anlattığı büyük romanıdır. Doktor Rieux, Tarrou, Rambert ve diğer karakterler, felaket karşısında insanın ne yapabileceği sorusunu farklı biçimlerde yaşar.
Camus, Veba'da salgını yalnızca biyolojik bir tehdit olarak değil, kötülük, kayıtsızlık ve baskı karşısında insan sorumluluğunun simgesi olarak kurar. Romanın gücü, kahramanlığı büyük jestlerde değil, görevini sürdürmekte ve başkasının acısına sırt çevirmemekte bulmasından gelir. Yabancı ve Sisifos Söyleni ile birlikte Camus düşüncesinin edebi merkezlerinden biridir. Felaket karşısında sıradan iyiliğin değerini güçlü biçimde hatırlatır.
Bookspace topluluğundan 6 gönderi

Eğer bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkedeki insanların nasıl öldüğüne bakın.

İnsanın umutsuzluğa alışması, umutsuzluktan da beterdir.”

Tanrı tutku sever. Bu uzak ilişkiler onun ateşli şefkatine yetmez. Sizi daha uzun süre görmek ister, onun sizi sevme tarzı böyledir.

“İnsanın yüreğinde, umudu öldürecek hiçbir şey yoktur.”

Rieux, Paneroux ya "Doğru," dedi. "Beni affedin. Ama yorgunluk bir delilik. İçimdeki isyandan hiçbir şey hissetmediğim saatler var bu kentte." "Anlıyorum," diye mırıldandı Paneloux. "Bu isyan ettiriyor, çünkü bizim sınırımızı aşıyor. Ama belki de anlayamadığımız şeyleri de sevmeliyiz." Rieux birden dikleşti. Hissedebildiği tüm güç ve tutkuyla Paneloux'ya bakıyor ve başını sallıyordu. "Hayır peder," dedi. "Sevgi deyince başka bir şey anliyorum ben. Ve ölünceye kadar çocukların işkenceden geçtiği şu yaradılışı reddedeceğim."

"İnsanların bütün mutsuzluğunun açık konuşmamaktan kaynaklandığını anladım.”