
Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet..

Amok Koşucusu, Stefan Zweig'ın insan ruhunun takıntı, suçluluk ve pişmanlıkla nasıl savrulabileceğini anlattığı etkileyici uzun hikayelerinden biridir. Eser, uzak bir coğrafyada görev yapan bir doktorun, karşılaştığı gizemli bir kadınla yaşadığı sarsıcı olaylar üzerinden ilerler.
Stefan Zweig, Amok Koşucusu'nda gerilim duygusunu psikolojik çözümlemeyle birleştirir. Karakterin giderek kontrolünü kaybetmesi, bastırılmış arzuların ve ahlaki sorumluluğun insan zihninde nasıl yıkıcı bir baskıya dönüşebileceğini gösterir.
Amok Koşucusu; kısa klasikler, psikolojik hikayeler ve Stefan Zweig'ın yoğun duygu dünyasını keşfetmek isteyen okurlar için sürükleyici ve çarpıcı bir eserdir.
Bookspace topluluğundan 32 gönderi

Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet..

Tuhaf ve üzgün hissediyorum… 🫥

Stefan Zweig’i sevenler, onu neden seviyorsunuz? Dilinde ya da anlatımında sizi çeken ne var? Ben en çok psikolojik derinliği için seviyorum. Karakterlerini büyük olaylarla değil, içsel çatışmalarla sarsıyor. İnsan en çok kendi zihninde kayboluyor ve Zweig bunu çok çıplak bir şekilde gösterebiliyor.

"Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet. "

"Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim..."

İnsan her şeyi unutur, hatta kendisini bile; ama kalbindeki o ince sızıyı asla unutmaz."

“Şu belirsizlik, nasıl da eziyet ediyor şimdi bana.”

"Dışarıdan bakıldığında her şey ne kadar da sakin, ne kadar da yerli yerinde görünüyor; oysa içeride, o karanlık mahzenlerde kim bilir hangi hayallerin cesetleri çürüyor."

Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz..

Ben hiç iyi bir adam oldum mu bilemiyorum ama şey, sanırım her zaman yardım eden biriydim. Orada yaşadığım sefil hayatımdaki tek mutluluğum, beynimde varolan bilgiyle yaşayan bir canlının nefes almasını sağlamaktı.Bu neredeyse tanrısal bir mutluluktu. Benim en mutlu anlarımın bunlar olduğu bir gerçektir..

Sadece bir kere yorulur insan, o da hayattan vazgeçtiğinde."

İnsanın içindeki ateş, bazen bütün aklı yakar. Ne yaptığını bilmez, nereye gittiğini görmez olur. İşte ben o an başladım koşmaya: Amok gibi, ölümün üstüne.”

Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla..

Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim.

Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla...

Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.
"İnsan her şeyi kaybettiğinde, elinde kalan son şey için umutsuzca savaşır."

Ah şu belirsizlik, nasıl da eziyet ediyordu şimdi bana..

İnsan gençken yalnızca başkalarının hastalanıp öleceğini düşünür.

"Çok zor oluyor insanın her şeyi içine atması ve içinde debelenmesi...”

jelatini açılmamış oe

“Utanmayı bu kirli yalnızlıkta, bu kahrolası insan ruhunu tüketen ve iliğini sömüren bu ülkede unuttum.''

“Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz”

wn büyük am koşucusu