
güzelleştiremediğin yeri terk ermek seni kötü biri yapmaz Melina...

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka'nın Milena Jesenská ile kurduğu kırılgan ve yoğun ilişkinin izlerini taşıyan mektuplardan oluşur. Bu metinlerde aşk, mesafe, korku, hastalık ve yazma arzusu doğrudan ama Kafka'ya özgü bir iç gerilimle görünür olur.
Kafka, Milena'ya Mektuplar'da kendini anlatırken bile kesinlikten uzak, sürekli tereddüt eden bir ses kurar. Mektuplar, bir ilişkinin gelişimini olduğu kadar yazarın kendi bedenine, yalnızlığına ve yakınlık ihtimaline karşı duyduğu korkuyu da gösterir. Kafka'nın kurmaca eserlerini besleyen iç dünyayı anlamak isteyen okurlar için özel bir metindir. Satırlarda hem yakınlık isteği hem kaçma arzusu birlikte duyulur.
Bookspace topluluğundan 83 gönderi

güzelleştiremediğin yeri terk ermek seni kötü biri yapmaz Melina...
Ah Milena, bugün yağmur göz kapaklarıma yağıyor...

Pişman değilim. Bir daha dünyaya gelsem,aynı hayatı bir daha ustaca ve korkusuz yaşarım. Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem.

“Bir gün her şey güzel olacak… İşte o gün bugünkü sabrının ödülüdür.”

‘’ Mesela neden senin odanda duran, sen sandalyende ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? Neden değilim? ‘’

‘’ Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım? ‘’

"Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben?"
İnsanlarla konuşasım gelmiyor ama sana evdeki perdeleri bile anlatasım var. Franz Kafka
"Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum. tek istediğim yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak."

‘’ Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için? ‘’

‘’ Milena yardım et bana! Söyleyebildiklerimden daha fazlasını anla! ‘’

‘’ Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım? ‘’

‘’ Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım? ‘’

Sana şöyle söylemek istiyorum; Gelme. Bir gün gerçekten ihtiyacım olduğunda ve senden gelmeni istediğimde, hemen geleceğin umudu kalsın bende ama şimdi gelmesen daha iyi çünkü yine gitmek zorunda kalacaksın.

Kafka, Milena’ya yazdığı bir mektupta şöyle der: "Sevgi, senin için bir bıçak olmasıdır ki ben onunla kendimi deşeceğim." Kafka için sevgi, pembe bulutlar değil; sarsıcı, korkutucu ve insanın tüm savunmalarını indiren bir güçtür.

"Yanımda yürüyordun Milena, düşünsene, yanımda yürümüştün! Aşık biri için ne büyük nimet değil mi? ‘’

"Elinden gelen her şeyi yapıp güzelleştiremediğin yerleri terk etmek seni kötü biri yapmaz ."

İyi değilim. Ama alışamadığım şey iyi olmamak değil, kimsenin fark etmemesi.

Dün bana her gün yazmamanı öğütledim, bugün de aynı fikirdeyim ve bu ikimiz için de daha iyi olacaktır ve sana bugün bir kez daha aynı şeyi öğütlüyorum ve daha da üzerine basarak Milena lütfen beni dinleme ve bana her gün yaz, kısa da olabilir, bugünkü mektubundan da kısa, yalnızca iki satır, yalnızca bir kelime, ama bu tek kelimeden ancak korkunç acılar altında mahrum kalabilirim. F (Prag-21 Temmuz 1920) Çarşamba

Milena'ya Mektuplar'dan esinlenerek kızımın adını Milena koydum. Frank'ın mektupları yetmezmiş gibi şimdi Milena'nın mektuplarını da buldum. "Nazan Arısoy" yazmış kitabı. O kadar akıcı ve güzelki bayıldım.

bazen beraber yaşamak yerine rahat ve mutlu bir şekilde ölmek için yan yana yatacakmışız gibi görünüyor bana. Ama ne olursa olsun seninle birlikte olacak.

"Elinden geleni yapıp, güzelleştiremediğin yerleri terk etmek, seni kötü biri yapmaz milena."

‘’ Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım? ‘’

Çok yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum; tek istediğim yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak."