
"Bu kadar kırılmışken aynada nasıl bir bütün halinde görünebiliyorum?"

Bir Maskenin Itiraflari, Yukio Misima imzalı, Bookspace okurlarının en çok konuştuğu kitaplardan biri. Doğu & Uzakdoğu Edebiyatı listelerimizde yer alıyor. Rafına ekle, favori alıntılarını kaydet ve binlerce okurla sohbete katıl.
Bookspace topluluğundan 17 gönderi

"Bu kadar kırılmışken aynada nasıl bir bütün halinde görünebiliyorum?"

"Sonsuza dek dışlanmış olmanın kederi düşlerimde hep bu insanlara ve hayatlarına duyduğum kedere dönüşüyordu, kederimle varoluşlarına katılmaya çabalıyordum sadece."

"İnsan olmanın ana temelleriyle, pozitif insan psikolojisiyle ilgili inatçı huzursuzluğumu düşünmek, beni, iç gözlemin sonsuz çemberinin içine doğru çekmekten başka şeye yaramıyordu. Başka bir genç olsaydım nasıl olacaktım acaba? Normal bir insan olsaydım ne gibi duygulara sahip olacaktım? Bu sorular bende saplantı haline gelmişti. Bana eziyet ediyor, sahip olduğuma inandığım bir parçacık mutluluğu da bozuyordu."

"Kuvvetle özlemini duyup hayal gücümle aşırı bir şekilde güzelleştirdiğim şeylerle her karşılaşmamda elimden başka bir şey gelmediğinden kaçıp gitmeyi alışkanlık edindim."

"En ufak bir sevinci bile eninde sonunda pahalı ödeyeceğimiz büyük bir lütuf olarak görmeye alıştık."

"Katışıksız savurganlık beni mutlu ediyordu. Sadece işe yaramadığı gerçeği bile o günlerde bana büyük bir hediyeydi."

"Yarı zeki olmak ... Yapabildiğim en budalaca şey buydu."

"Yaşlı, inatçı bir kadın gibi duymak istemediğim şeylere kulaklanını tıkama alışkanlığını çoktan elde etmiştim."

"Kendine acımanın emin limanına çekilmek, kendini trajik bir kurban gibi görmek, bütün kaçış yolları tutulmuş insanların başvurduğu eski bir hiledir ..."

"İnsanlar büyük bir çoğunlukla, mutlu olup olmadıklarından, memnun olup olmadıklarından hep şüphe ederler. Şüphe tabii bir şey olduğundan normal mutluluk durumudur bu."

"Ne olduğu belirsiz iç huzursuzluğum, gerçekten uzak hayallere kapılma eğilimimi körüklerken, hayallerde sığındığım 'kötü alışkanlığım'ın kollarına atıyordu. Huzursuzluk benim bahanemdi ..."

"Hâlâ her doğan günün ne getireceği belirsiz mavi gökyüzüne içim umutla dolu bakıyordum."

"Aramızdaki ilişki de, eninde sonunda kesinlikle bir onarımın gerekli olacağı yarı açık kalmış bir kapı gibiydi."

"Dine çok bağlısın değil mi ? Belki de iç huzurunun nedeni budur. Ama ben korku içindeyim."

"Yaşlanmış tilkilerin kurnazlığına erişemeden, bir dağ yolunda kayıtsız koşarken budalalığı yüzünden bir avcının kurşununa kurban giden bir tilki gibi ölmek istiyordum ..."

"İçimde, ruh ile et arasında beliren basit, apaçık bir ayrılık vardı."

Kendine acımanın emin limanına çekilmek, kendini trajik bir kurban gibi görmek... kaçış yolları tutulmuş insanların başvurduğu eski bir hiledir bu...