
Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi.

Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın modern Türk edebiyatında bir kırılma noktası kabul edilen romanıdır. Turgut Özben'in kaybolan arkadaşı Selim Işık'ın izini sürmesi, giderek yalnızca bir arayış hikayesi olmaktan çıkar ve toplumla uyum sağlayamayan insanların iç dünyasına açılır.
Oğuz Atay, Tutunamayanlar'da ironi, parodi, bilinç akışı, ansiklopedi dili ve parçalı anlatımı bir araya getirir. Romanın gücü, okuru hazır bir olay örgüsüne değil, düşüncenin ve dilin dağınık ama canlı hareketine davet etmesinden gelir. Türk romanında bireyin yenilgisini, mizahını ve kırılganlığını benzersiz bir biçimde görünür kılar.
Bookspace topluluğundan 332 gönderi

Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi.

"Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel bir itina isteyen varlıklardır..." 💭 🕯Oğuz atay 📚Tutunamayanlar

Bazılarımız filimlere tutunuyor. Bazılarımız kitaplara. Sanırım artık insan tutunamıyor insana..

Zaman her şeyin ilacıysa fazlası intihara girmez mi? 🌸

Yurdumuzun semalarında ağır bir hava esiyor Olric. Bu lanet hepimize bulaşacak. Hissediyorum

"nasıl yaşadım on yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." Oğuz Atay

‘’ Çok konuşuyorum kendimle bugünlerde. Ne yapayım? Başkalarının sohbetinden hoşlanmaz oldum. ‘’
Seni sevdiğimi anlayacaksın,fakat bütün kitapları okuduktan sonra..

"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim," dedi: "Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."

"İnsanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok."

Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. insan olmaktan korkuyoruz. İnsan yerine bir yığın kuklalar yaratıyoruz. İnsana benzetirsek, onlara acımaktan korkuyoruz. İşin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz..

Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim. Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.

Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok .

"Zor olan acının şiddeti değil, sürekliliği"

Belki de anlatmaya çalıştın birilerine. Kim bilir? Anlatamadın; belki o insanın yüzüne bakar bakmaz anlatmanın yararsızlığını gördün..

hep aynı şeyleri tekrar etmenin getirdiği yorgunluk.

Biri insanlardan kaçıyor, öteki bir dakika yalnız kalamıyor.

"Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, bütün günlerin canı cehenneme."

Bazılarımız şiirlere tutunuyor, Bazılarımız şarkılara.. Bazılarımız filmlere tutunuyor, Bazılarımız kitaplara.. Sanırım artık insan,tutunamıyor insana...

Bir insanın en büyük hatası, kendini ona benzeyen birine emanet etmesidir.”

Bir sen miydin bu dünyada garip olan, Selim?

Belki de anlatmaya çalıştın birilerine. Kim bilir? Anlatamadın, belki o insanın yüzüne bakar bakmaz anlatmanın yararsızlığını gördün...

Ve insana güven öldü... İnanarak dinlememizi güçleştiriyorlar. İnsan her sözü kuşkuyla karşılıyor artık. Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz. Kimse aydınlıkta konuşmaya cesaret edemiyor.

Tutunacak bir dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz.