
"Başka bir dünyanın insanıydı. Bende öyleydim."

<p>Geçtiğimiz yıl 20. ölüm yıldönümünü idrak ettiğimiz Oğuz Atay’ın bitiremeden aramızdan ayrıldığı son eseri nihayet “tamamlandı”. Uzun “edebî polisiye” uğraşlara rağmen ilk bölümü bulunamayan Eylembilim’i yıllar önce, Oğuz Atay okurlarının istekleri karşısında Günlük’e ekleyerek yayımlamak “zorunda” kalmıştık. İyi de yapmışız... Belki de bu sayede, edebiyatımızın yeri doldurulamaz usta kaleminin bu “son başyapıt”ını, ailesinin de değerli katkılarıyla gün ışığına çıkarabildik. Şimdi, Cevat Çapan’ın “Oğuz Atay’a Mektup”uyla ve Günlük’ten ayrı bir kitap olarak sunuyoruz. Eylembilim, başlığı gibi, Oğuz Atay’a özgü ironinin bütün inceliklerini taşıyor. </p><p>Ülke 12 Mart arefesindedir. Öğrenci çatışmaları, üniversite işgalleri, forumlar... Romanın kahramanları, olaylar karşısında saf tutmaya ya da tutmamaya çalışan “akademikler”dir. Bir üniversitede gelişen olaylar, bir matematik profesörünün, Server Gözbudak’ın “hatırat”ından nakledilir. Oğuz Atay Eylembilim’de, Cevat Çapan’ın “Oğuz Atay’a Mektup”ta belirttiği gibi, kara mizah gösterilerinden birinin daha doruklarına ulaştırıyor bizleri...</p>
Bookspace topluluğundan 19 gönderi

"Başka bir dünyanın insanıydı. Bende öyleydim."

"Bizim gibiler için en büyük eylem, eylemsizliğin acısını çekmektir."

"Çünkü, insan bir düşünmeğe başladı mı şeytan onu nerelere götürür, bunu tecrübelerimle çok iyi biliyorum."

"Korkulu bir rüya görüyorlardı. Şimdi uyanırız, şimdi uyanırız telaşı içindeydiler. Bir uyanalım, her şey gene eskisi gibi olacak."

"Bence insanlar bu yüzden anlaşamıyorlardı: Herkes başka dili konuşuyordu."

"Yarım kalmış, gerçekleştirilmemiş hayallerimin hüznünü yaşıyordum."

"Eski ve yıpranmış ve bir daha kullanmayacağımı düşündüğüm kâğıtlar gibi, bazı ilişkilerimi yırtıp atmıştım.."

"Neden bazı insanlar, bazı şeyleri hiç bilmiyorlar? Duysalar, dinleseler, hatta karşılarında görseler bile bilmiyorlar.."

"Garip bir duygu beni korkutuyor: yaşanmayan anlatılamayan, rüyada bile görülmeyen bu gariplik nedir? Delilik mi? Yani insan aklını böyle mi kaybeder?"

"Ayrıca ben bir insansever değildim. Hiç belli etmemekle birlikte, bir çok insanı sevmiyordum."

"Faşistler ve devrimciler gibi sözlerden ürküyoruz. bence sorun korkutucu sözlerde değil. bütün savaş, ezenler ve ezilenler arasında."

"İnsanın köküne işleyen sorunlar yüzünden kavrulup gitmesi gibi derin sarsıntılar geçirmiyoruz henüz?.."

"Kulaklığı çıkardım. Zavallı insanlarımız -kendimi de içlerine katarak- diye üzüldüm.."

"Hiç bir şey yolunda gitmiyor beyler ve işte açıkça söylüyorum ki insanlar kendilerini öldürüyorlar!.."

“aklıma zamanında gelmeyen şeyler yüzünden çok kaybım oldu.”

"...anlattıklarına kafamı sallıyordum. Haklısınız diyordum. Ne var ki, ortada haklı olunacak bir durum yoktu."

"Bir yerde bir hata yapıldı; ya da erken davranıldı, belki geç kalındı..."

yarım kalmış, gerçekleştirilememiş hayallerimin hüznünü yaşıyordum.

bu yalnızlık denilen belâ olmasaydı, insanların çoğu evlenmezdi.