
“Hiçbir güne başlamak istemiyorum. Mecburen başladığım günleri de bitirmeye kıyamıyorum.”

<p> O ağacın altında uzanmaya devam ettim. Yıldızlar aslında nedir size söyleyeyim: Yıldızlar, acıdan delirmiş insanların gökyüzüne sıktıkları kurşunların açtığı deliklerdir. Bilim adamları sürekli yenilerini keşfettiklerini söylüyorlar. Bunda şaşılacak bir şey yok. Yukarısı bir gün dümdüz olacak.</p><p>Şehir içinde dünya turu, kalbin içinde kapı zili, aklın içinde sergüzeştler... Kutu gibi evler, ebesinin örekesine çıkan sokaklar, yeteri kadar ölmüş insanlar. Dünya yalan, hatta adaletin bu mu ulan?</p><p>Benim abim şampiyon!</p><p>“Hayat, kitapta durduğu gibi dursaydı be Allahım.”</p><p>Belki Bir Gün Uçarız, yeknesaklığa celalleniyor, huzursuz, şedit ve enerjik... Yeni bir yazarın ilk kitabı... Aylin Balboa, deşeliyor, haykırıyor, söyleniyor... Şah damarı atıyor tıp tıp, sokak taşıyor yanında.</p>
Bookspace topluluğundan 2 gönderi

“Hiçbir güne başlamak istemiyorum. Mecburen başladığım günleri de bitirmeye kıyamıyorum.”

özene bezene yapıştırdığım iskeletim yine kırılıyor ve bu sefer ona birtakım başka parçalarım da eşlik ediyordu. ellerim koşarak gidip ellerini tutmak, burnum boynunun tenhalarına gömülüp derin derin koklamak, gözlerim kollarının arasına sokulup içli içli ağlamak, dudaklarım yüzünün her yerini uzun uzun öpmek ve kalbim cebine girip o nereye giderse onunla gitmek istiyordu. onca yıldır gül gibi geçindiğim organlarım adeta kazan kaldırmış bana karşı isyan çıkarıyorlardı. onları zaptedip olmaları gereken yerde nasıl tutacağımı bilmiyordum. ve sanıyorum ki artık olmaları gereken yerin esasen neresi olduğundan da emin değildim