
"...Bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. bir mezar başında ağlamak çok daha makuldur, kimse neden diye sormaz."

Hikâyem paramparça, Bookspace topluluğunun en sevdiği kitaplardan biri. Rafına ekle, favori alıntılarını kaydet ve binlerce okurla sohbete katıl.
Bookspace topluluğundan 9 gönderi

"...Bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. bir mezar başında ağlamak çok daha makuldur, kimse neden diye sormaz."

Babam fabrikadan aldığı maaşın yarısıyla 20 sene boyunca taksit ödeyip Yapı Kooperatifinden bir daire sahibi oldu. Taksitlerin bittiği ay deprem oldu. Ev yıkıldı. Ek yumrukla nakavt. Her zaman böyle olur. Mutlu olmak için bir sürü faktörün bir araya gelmesi gerekir. Mutsuzluk için tek neden yeter..

Karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır: Yaşayanlar bir sigara yakar.
Karanlıkta nüfus sayımı şöyle yapılır: Yaşayanlar bir sigara yakar.
Hiç kimse bıçakla kesilmiş gibi terk edemez bu dünyayı. Bir insanın tam manasıyla ölmesi için onu hatırlayan hiç kimsenin kalmaması gerekir. Bu memlekette milyonlarca ölü yaşıyor bu hesapla bakarsak. Kimsenin siklemediği insanlar. Ateşböcekleri gibi, görünmek için karanlığa muhtaçlar. Belki bir gece nezarethaneleri andıran demir parmaklıklı zemin katlardan çıkarlar ve ışıltılı bir mezarlık mahallesi kurarlar, sonra da silahlanıp gelirler ortalığın anasını sikerler. Herkesi öldürürler. Herkes öldüğü için de herkes unutulmuş olur. Böylece eşitlik sağlanmış olur. Bir tanrı varsa eğer o gece kendini de bağışlamak zorunda kalır.

Bir şeyin kıymetini bilmenin en klasik yolu onu kaybetmektir.

benim işim gücüm yoktu, üstadın altıncı kattan düşen kedisi pempe'nin yamulan sırtını düzeltmeye çalışırdım

babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. bazen öyle olur, her şey üstüste gelir. polis olmasaydım katil olurdum çünkü sahici bir sarstıntı sahte bir dengeden iyidir. binlerce ceset, binlerce katil, ve bir evlilik gördüm. seni, intihar ettiğin gün tanıdım kızım. seninle o gün barıştım. şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var. şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var. bütün çaresiz insanlar gibi... dağılan bir okul gibi... acılarımız da birbirine benziyor artık kızım. birbirine benzeyen parmaklar gibi ama her birinin eşsiz bir izi var.

bir kaplumbağanın kalbini sökersen o kalp 1 saat daha atar