
İnanlar için her çağda bir Nuh’un gemisi vardır

Nuh Tufan, Ibrahim Kurban, Riza Silahlipoda, Umur Samaz, Su Samaz, Habip Hobo, Ferruh Ferman, Dilara Dilemma..." ... Biz yetimler intikam istiyakiyla doluyuzdur. Dehseti dengelemeye yatkinizdir. Baskalarinin oclerini de almaya hevesleniriz. Yetimlik bize kanli dogaclamalar yapma cureti verir. Suclamakla ya da suc islemekle kaybolmayan bir masumiyet imtiyazina sahibizdir.Itiraf etmeliyim ki, aziz okur, benim omrum, her birini gebertmek istedigim insanlarla aramdaki buzdaglarini eritmeye calismakla geciyor. Mesela zenginlerden nefret ediyorum, ne yapayim, elimde degil. O restoran surungenleri, fiyaka kumkumalari, yapmacik kasvetin miyminti bekcileri, ticari bir siveyle konusan zehirli papaganlar, hileli bir nese icinde gevis getiren bunak vampirler, modanin ipiyle kuyuya inen kibirli cambazlar, tatile gebe firlamalar, alaturka bir sadizmle zivanadan cikanlar, alafranga bir mazosizmle yilisiklasanlar... Hepsine teker teker Kolombiya kravati takmak istiyorum! [Kolombiya kravati: Meksika mafyasinin uyguladigi bir cezalandirma bicimi: Kurbanin girtlagina bir delik acilir ve dili bu delikten sarkitilir.]Gerci zamanla esneklestim. Ulasilmasi ve vazgecilmesi en zor nimetin sukunet oldugunu anladim galiba. Tamam, zenginlere merhamet duyacak kadar guclu degilim hl, fakat sayilarin artisindaki bosunaligin esigini gorebiliyorum. Ibrahim Kurban'dan ogrendigim kadariyla, yesil banknotlar kamuflajdan baska bir seye yaramiyor. Aptalligi, beceriksizligi, acizligi, yalnizligi kamufle ediyorlar... Ayrica, yetimlik zaman asimina ugramaz, haddizatinda yetim olmayanlar da yetimlige dogru seyreder. Yani kimsesizlik, kimsenin tekelinde degildir. Kainat ve tarihin bekleme salonunda biraz soluklaniyoruz, cogunlukla da adimiz anonslanmadan kainata ve tarihe gomuluyoruz..."
Bookspace topluluğundan 11 gönderi

İnanlar için her çağda bir Nuh’un gemisi vardır

"Sütlü kahve saçları, asma dalı omuzlarından usulca akıyordu. Gözlerindeki anlam; dünya savaşlarından, okyanus hazinelerinden, kum fırtınalarından, meyve ormanlarından derlenmişti. Dudakları buzulda yetişmiş bir elmanın kabukları kadar parlaktı. Kaşları kestane şekeriyle çizilmişti. Burnu, uygarlığımızı utandıracak bir büyünün ürünüydü. Dişleri başka bir gezegenin ele geçmez cevherleri, mücevherleri… Biçim ve ifadenin mucizesiyle yoğrulmuş bu yüz karşısında, bir kobay ahırı kaçkını gibi mıhlanmıştım. İçimde ifritler kim bilir ne kazanlar kaynatıyordu. İçimde bir masal cücesi, bir orman ciniyle birlikte natürmort modellerini kemiriyordu. İçimdeki havai korsan, silahını kalbime dayamıştı."

İtiraf etmeliyim ki, aziz okur, benim ömrüm, her birini gebertmek istediğim insanlarla aramdaki buzdağlarını eritmeye çalışmakla geçiyor.

-Bir gözlük almalısın Geronimo. -Neden? -Her defasında dudaklarımı ıskalıyorsun.

"Canımın içi , böyle şeyler sadece romanlarda olur." Cüneyt Arkın ( Sıkı durun geliyorum , 1964 )

Biz bu çağın fiyakalı kaybedenleriyiz.

"Biz bu çağın fiyakalı kaybedenleriyiz.." Murat Menteş

Müzik değişince dans da değişir.✌️

Kendime "siz" diye hitap ederim. Saygınlığın ilk kuralı budur. Kendinizle aranıza mesafe koymazsanız, başkalarından bunu bekleyemezsiniz.

Ne yazık ki aşk hayalin çocuğu, hayal kırıklığının annesidir.

şarkı değişince dansta değişir